hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2010 Cuma

BİR FİLM VE ETKİNLİK

Bayramda hayatın Pause dügmesine dokunun diye yazmıştı blogdan bir arkadaş,o kadar çok yazı okudum ki şu anda kim oldugunu hatırlayamıyorum,bizde hayatın pause düğmesine dokunduk eşimle , ve dvd playerın Play dügmesine..Bir sürü film izledik.Bunların arasında en beğendiklerimden biri de elbette mekan bir mutfak oldugu için yukarda afişini gördügünüz No Reservations adlı filmdi.Filmin en çok beğendigim bölümleri Aaron Eckhart ın aryalar eşliginde yemek pişirdigi ve küçük Zoe ile birlikte pizza yaptığı sahneydi.Ayrıca filmin resmi sitesine girdiginiz zaman filmde yer alan bazı yemek ve sos tariflerine de ulaşabilirsiniz,özellikle safran sosun spesiyal oldugunu belirtmek isterim.Çok beğendigim bir başka film olan the Holiday dan ise bir başka yazıda bahsetmek istiyorum.

Gelelim uzun süredir bir yandan hastalık, bir yandan internet kesintileri sebebi ile katılamadığm ama bu sefer katılmayı çok istedigim ,sevgili Burçinin yemek etkinligine..Burçin gerçekten de harika bir konu seçmiş ,ayrıca logosuna bayıldığımı da ifade etmek isterim.
Ben son iki yıldır genellikle yenilebilir hediyeler götürüyorum zaten,kekler,kurabiyeler,pastalar..Bunların arasında en sık götürdügüm kurabiye tabağı hediyesi ile etkinliğe katılmak istedim.Tarif eski blogdan konu münasebetiyle buraya taşındı.





ÇİKOLATALI SÜRPRİZ KURABİYE TABAĞI

Arkadaşlarıma giderken onlara beni hatırlatacak ufak hediyeler götürmeyi çok severim,bu aralar truff ve kurabiye götürmek yeni takıntım,bu kurabiyeleri de bugün gideceğim arkadaşıma götüreceğim,pastacı burcunun martha stewart tan aldığı bir tarif ,ben tarifi tam uygulayamayadım bazı ölçüler bana çok abartılı geldi ve bir dahaki sefere daha farklı bir sosla yapmayı düşünüyorum,gerçi bu kurabiye de çok güzel oldu ama değiştirdiğim zaman size yeni tarifi yazarım,iyisi mi şimdi dün yaptığım tarifi yazayım...
Malzemeler-yaklaşık 50 adet-
430 gr un
120 gr kakao
1/2 çaykaşığı kabartma tozu
1/2çaykaşığı tuz
125 gr.tuzsuz tereyağı-oda sıcaklığında-
1 yumurta büyük veya 2 küçük
125 ml.süt
1çaykaşğı vanilya
25 adet marshmellow
Üzeri için-çikolatalı dolgu-
200 gr pudra şekeri
3 kaşık tereyağı -eritilmiş vesoğutulmuş-
60 gr kakao
60 ml.süt
vanilya
YAPILIŞ
un,kakao,karbanot ve tuzu bir kaba eleyin.Tereyağı ve şekeri mikserle krema kıvamına gelene kadar karıştırın,yumurta,süt ve vanilyayı ekleyin daha sonra hazırladğınız kuru karışımı ekleyip karıştırmaya devam edin yumuşak bir hamur oluyor.
Yağlı kağıt yayılmış fırın tepsisine 1 tatlı kaşığı kadar parçalar halinde yuvarlayarak yerleştirin,önceden 180 derecede ısıttğınız fırında 10-12 dk.pişirin.Sonra çıkarıp yarıya kestiğiniz şekerleri üstüne yerleştirin 2 veya 2,5 dk daha pişirin,soğuduktan sonra çik.dolgu ile kaplayın.
Çikolatalı dolgu yukarda sayılan malzemeler karıştırılarak yapılıyor,fakat Burcu 500 gr şeker yazmış bana çok geldi 200 gr kadar koydum o bile şekerliydi,şeker miktarı azaldğı için yaptığım kaplama biraz sulu oldu ben de kurabiyeleri hindistan cevizine buladım,marshmellow satın aldığım yerde muzlu olan çeşit varmış,çocuklar muzlu sevmiyoruz deyince yarısını şekerlemesiz yapıp üzerine biraz dolgudan damlatıp inci şekerlerle süsledim,bir dahaki sefere çik.dolguyu yarı yarıya kakao ve kuvertür çikolatayı eriterek yapmayı düşünüyorum o zaman tekrar yazarım hem donması kolay olur hem lezzeti...AFİYET OLSUN...
NOT ,o kadar süslü olmuşlar ki hediye götürdüğüm arkadaş paketi açmaya ve yemeye kıyamadı bir süre böyle saklayacakmış....
2.NOT;Kurabiyeyi tekrar yaptım ve üst dolgu malzemesini değiştirdim,çok daha güzel oldu...5-6 kaşık kremayı kaynayana kadar karıştırıp,50 gr.kadar bitter kuvertür çikolata ekledim ve eriyene kadar karıştırdım.Bu dolguya dilerseniz 2 kaşık kakao,2 kaşık pudra şekeri ve 2-3 kaşık süt ilave edebilirsiniz...ben sadece süt kreması ve çikolata kullandım çok güzel oldu...



MASUMİYET MÜZESİ ve MASUM ÇİKOLATA


Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum,diye başlıyordu kitap...Bu cümle önce kitabı elime almama sebep oldu,sonra da okuyup bitirmeme.Herkes gibi ben de okurken hayatımın en mutlu anı hangisiydi acaba diye düşündüm,yaşadığım anlar içerisinde mi ,yoksa daha henüz gelmedi mi,yaşanmış olması mı yoksa beklentisi mi beni daha çok mutlu ederdi.Bu düşünceler arasında okuyup bitirdiğim bu kitap geride buna benzer pek çok soru bıraktı aklımda...Ama en çok etkileyen cümlelerden biri de şuydu sanırım."Bazen zamanı bütünüyle unutur,Şimdi'nin içine yumuşacık bir yatağa yatar gibi yayılırdım"Yazarın dediği gibi Zaman anları birleştiren bir çizgi olduğu için bizler , Zamanın peşinde koşup planlar yapmaktan Anı yaşamaya fırsat bulamıyoruz.
O zaman vazgeçelim düşüncelerimizi etkileyen bir sürü problemden,yayılalım Şimdi nin içine ve dalalım çikolata şelalerine...
Neyse efendim gelelim konu ile bağlamaya çalıştığım tarife...Sevgili arkadaşım Şükranın çikolata bağımlılığımı bilerek bana hediye etmiş olduğu Çikolata fondue en sevdiğim tatlıyı yapmama fırsat verdi.Çikolataya batırılmış meyveler size de Zamanı unutturup,şimdinin içinde yumuşacık lezzetler sunabilir.
Bu meyveleri hazırlamak için fondue kabınız yoksa altına mum yerleştirebileceğiniz herhangi bir kabın içinde kuvertür çikolatayı eriterek dilediğiniz mevsim meyvelerini kullanabilirsiniz.Çikolata tamamen eridiğinde meyveleri bu sosa batırıp yemek tam bir şölen havası sunuyor.
AFİYET OLSUN...

DOLMA...

Hala Esranın şokunu üzerimden atamadım,çok ama çok üzgünüm,onun için yapabileceğimiz en güzel şeyin dua etmek oldugunu düşünüyorum,bu konuda sevgili arkadaşımız aynur,okuduklarımız için yarın toplu olarak dua yapacaklarını yazmış,ona bildirirsek sanırım iyi olur..http://papatya68.blogcu.com
Bu arada içimden pek gelmiyor ama arşivden bir tarif ekleyeyim,sayfayı boş bırakmayayım dedim,hepinize yaşadığımız her anın altın değerinde oldugnu hatırlattı bir kez daha Esra,mekanın cennet olsun cnm..
YAYLA KABAĞI DOLMASI

Aslında çok özel bir tarif değil bugün yazdığm dolma sonucta hepimizin sürekli yaptığı ve hiç sıkılmadığımız bir yemek türü..Bu kabakları bu sene keşfettim,daha önce de varmıydılar,yoksa bu sene ben daha mı ilgiliyim sebze-meyve çeşitleri ile bilmem..Ama çok lezzetli bir kabak çeşidi ve özellikle dolmaya çok yakışıyor.
Malzeme ve yapılış tarifi vermeyeceğim,herkes kendi dolmasını istedigi gibi yapar ama ben bunlarda 250 gr.kadar kıyma,1 bardak kadar pirinç,biraz biber biraz domates salçası,baharatlar ve biraz da sıvıyağ kullandım..Kabakların içini oyup malzeme ile doldurduktan sonra,tencereye dizip üzerlerne geçecek kadar su ilave ettim ve yaklaşık yarım saat pişirdim...
AFİYET OLSUN..

KESTANE ŞEKERİ -ÇİKOLATALI-

Çok mutluyum.dört gündür kapalı olan blogspot nihayet açıldı..bu mutlulugumu sizinle paylaşmak için nefis kestane şekerleri ile geri dönüş yapmak istedim.Tabi bu kadar insanı yakından etkileyen kapatma kararı nasıl bir şeydir,hangi gerekçelerle alınıp bunca kişi mutsuz edilmiştir gibi sorularla ugraşarak vakit kaybetmek istemiyorum.Geri döndük ve her şey yine bıraktığımız gibi ya ..klavyemin tuşlarına basabiliyorum yeniden mutlulukla, piyano çalar gibi ya..şu anda önemli olan tek şey bu gibi geliyor....veeee hemen bu nefis çikolatalı kestane şekerlerine geçmek istiyorum..pek üzüldük,ağzımız tatlansın değil mi...yapılış hikayesi ve tarif birarada...
Geçen hafta 5.sınıfa giden minik yeğenim -diyeceğim ama artık büyüdü şeker kız-rüzgar gibi içeri dalarak çok önemli bir ödevi olduğunu söylediğinde her zamanki gibi ciddi bir şekilde onu dinlemeye koyuldum..Heyecanla ödevi anlattığında ise gülümsemeye başlamıştım.Konu yöresel etkinliklerdi ve bu çerçevede herkes kendi yöresine ait özel şeyleri tanıtacaktı.Öncelikle bu konu ile ilgili bir yazı hazırladık.Sonra bir türkü ezberledik.En sevdiğim türkülerden biri olan sen gelmez oldun du seçilen türkü.Son olarak sıra geldi yöresel bir lezzet yapımına..Bursa yöresinden bir yemek yapacağız.Sevgili yeğenime cevizli lokum falan gibi seçenekler sundum ama o havalı bir şeyler olsun diye burun kıvırdı ve kestane şekeri gibi bir şey diye tutturunca biz de bu yukarda gördüğünüz kestaneli truff ları yaptık.Yapıp şekillendirdikten sonra epey güldüm.Yöresel lezzet diye yola çıkmıştık ama bizim yaptığımız Fransa dolaylarının yöresel yemeği gibi olmuştu..Her neyse sevincten yazıyı abarttım galiba..Gelelim tarife....
MALZEMELER
1 küçük kutu süt kreması
100 gr.kadar kuvertür bitter çikolata
250 gr.kadar kestane
2 kaşık kakao
3-4 kaşık şeker
birkaç dilim kek
üzeri için,
100gr.kadar çikolata
1 kaşık kadar tereyağı
file fıstık,fındık,badem
YAPILIŞ
Yakınlarınızda Kafkas filan yoksa kestane püresi yapmakla işe başlamak zorundasınız,varsa çok kolay hemen gidip bir kutu kestane püresi ya da kestano adı ile sattıkları çerezden alabilirsiniz,işiniz yarı yarıya kolaylaşır.
Kestanelerin kabuklarını çizerek haşlayın,sıcakken kabuklarını soyun.Bir miktar şeker ilave ederek ezin ve püre haline gelene kadar pişirin.
Süt kremasını bir kaba alarak kaynatın.Kaynamaya başlayınca altını kapatın ve çikolatayı ve kakaoyu ilave edin,eriyene kadar karıştırın.İçine kestane püresi ve bir kaç dilim ufalanmış kek atın.Buzdolabına kaldırarak 4-5 saat bekletin.Sonra çıkarın küçük yuvarlaklar yapın.Ben mari usulu erittiğiniz çikolataya ve file fıstık veya bademe bulayın.Küçük kagıtlara yerleştirin ve bir kutuya yerleştirerek okula gönderin:))))
AFİYET OLSUN...
NOT:bu arada az kalsın unutuyordum herkesin CUMHURİYET BAYRAMI nu kutluyorum,tüm günleriniz bayram tadında geçsin...
NOT2:yine az kalsın unutuyordum,bu tarif sevgili Neslihanın çikolata ve meyve etkinliğine gitsin,kestane ne kadar meyve sayılırsa artık:)))

KIZILCAHAMAM,ANKARA VE TÜRKÇE OLİMPİYATLARI

Bu hafta sonu arkadaşlarla birlikte Kızılcahamamdaydık,hem tatil yaptık,hem de Türçe Olimpiyatları finalleri için Türkiyeye gelen birbirinden sevimli öğrencilerle birlikte olduk,fotograf makinemdeki resimleri henüz bilgisayara yükleyemedigim için ayrıntılı yazmadım ama en kısa sürede yeni yazımı ekleyeceğim..

MİLFÖY HAMURU

Milföy herkesin çok sevdiği bir börek ve hemen tüm marketlerde hamuru satıldığı için kolayca yapılabilen bir çeşit.Daha önceleri bu kadar kolay bulunmazdı,ben de okulda öğrendiğim bu hamurdan ara sıra evde yaparak lezzetli börekler sunardım etrafımdakilere ve onların zevkle yemelerini izlerdim.Şu anda da en sevdiğim şeylerden biri yaptığım yemekleri yiyen insanları seyretmek,hele ki bu esnada yüzlerinde mutlu bir ifade oluşuyorsa değmeyin keyfime..Eee ne de olsa insanları biraraya getiren,kaynaştıran,hoş sohbetlere,güzel diyaloglara neden olan yemekler yapmayı sevdiğimden bu işe başlamıştım.
Yaşları birbirine yakın beş çocuklu bir ailede büyüdüğüm için,bizim ailede yemek her zaman uzun süreli bir aktivite olmuştur.Bir masa başında toplanıp,günlük değerlendirmelerin yapılması,o gün yaşanan ilginç olayların aile fertleri arasında anlatılması bazen saatler sürdüğünden, annemin uyarısı ile buna bir son vermek zorunda kaldığımız çok olmuştur. Laf aramızda biraraya geldiğimizde annem hala bu görevi yerine getirmeye devam eder ve sürekli masayı toplayın öyle devam edin uyarıları gelir ama masa toplandıktan sonra o sohbet hiç bir zaman aynı şekilde devam etmez.Televizyonu en iyi görecek şekilde dizayn edilmiş koltuklara geçildiği anda,birbirimize bakmak yerine televizyona bakar olduğumuzdan,bir süre sonra ne konuştuğumuzu bile hatırlamaz hale gelebiliriz.Bu nedenle ben hala "yaşasın masabaşı sohbetleri"diyenlerdenim.
Daldım gittim eskilere,kardeşlerimle hep beraber mantı yaptığımız,bir tepsi lazanya yediğimiz,pizza ne zaman pişecek diye beklediğimiz,gece yarısı çay ve makarna partisi yaptığımız,arkasından tavakeki yapıp yediğimiz günlere..Aradan o kadar çok zaman geçmese de bunların çok gerilerde kalmış gibi görünmesi çok ilginç aslında.
En iyisi yapayım şu ev yapımı milföylerden bir tepsi,yanına da çeşit çeşit yiyecekler ,çağırayım kardeşlerimi hafta sonu..Bakalım aynı lezzeti yakalayacak mıyız hem yemeklerde,hem sohbette.. (gerçi onlar şimdi sen beylikdüzünde oturuyorsun orası Edirneye daha yakın deyip gelmezler ama,şansımı denemekte yarar var)
Bunca nostaljik kelamdan sonra sıra geldi nostaljik milföy tarifime...
Malzemeler
-1 çorba kaşığı sıvıyağ
-1 çorba kaşığı sirke
-1 su bardağı su
-2 çay kaşığı tuz
-Aldığı kadar un(sert bir hamur olacak)
-250 gr.margarin veya tereyağı(yarı yarıya da kullanabilirsiniz)
Margarin dışındaki malzemeyi hamur yapıp 5-10 dakika dinlendirin.Daha sonra yaklaşık 25 cm.büyüklügünde açın ve yassı bir biçime getirdiğiniz yağı ortasına yerleştirerek karşılıklı kenarlar biribirinin üzerine gelecek şekilde kapatın.Buzdolabına alın ve yarım saat sonra tekrar çıkararak aynı şekilde açın ve katlayın,bu işlemi 3 kez tekrarlayın.En sonuncuda hamuru iyice açın,karelere keserek ortalarına istediğiniz bir harç koyun,üçgen biçimde katlayarak,üzerine yumurta sarısı sürün ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarana kadar pişirin.
not:bu hamuru milföy kullanmak istedğiniz her yerde kullanabilirsiniz,hem daha sağlıklı,hem de içinde ne yağı olduğunu bildiğiniz için gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...

BAYRAM TATLISI


Her zaman Ramazan ayının hızlı çekilmiş bir film gibi geçtiğini düşünürdüm.Bu sene de bu konu hakkındaki düşüncelerim değişmedi ve Ramazan bugün bize veda etmeye hazırlanırken ne zaman oruç tutmaya başladık,ne zaman sonuna geldik farketmedik bile.Dün akşam teravihe camiye gidip gitmemeyi düşünürken birden bunun seneye kadar kılabileceğim son teravih olduğunu hatırlayınca yıldırım gibi giyinip dışarı attım kendimi...Allah tutttuğumuz oruçları,kıldığımız namazları yaptığımız bütün ibadetleri kabul etsin.Önümüzdeki senelerde de bu güzellikler yaşamayı nasip etsin.Herkese hayırlı bayramlar dileyip,tatlı tarifime geçeyim.

Bayram tatlısı deyince, nedense aklıma her zaman ilk olarak baklava gelir.Diğer tatlılar yapılsa bile baklava benim için bayramın değişmez tatlısıdır.Gerçi hiç bir zaman elde açıp baklava yapmadım ama son zamanlarda kullanmaya başladığım hazır yufka sayesinde ben de bayramları artık baklava yapabiliyorum.Hazır baklava yufkası bazı handikapları olmasına rağmen,birkaç noktaya dikkat edilirse çok güzel sonuç veriyor.En önemlisi yufkanın taze olması,alındıktan sonra buzdolabında bekletilmesi.. MALZEMELER 500 gr.lık hazır baklava yufkası Biraz ceviz,fındık veya fıstık 200 gr.kadar tuzsuz tereyağı Şerbeti için: 2 bardak şeker,2 bardak su

YAPILIŞ

Tereyağı eritin.Baklava yufkasını tezgaha serin ve bir fırça yardımı ile üzerini iyice yağlayın.İnce şeritler kesin.Şeritin baş tarafına fındık,fıstık veya ceviz içi koyarak uca doğru sarın.Tepsiye dizin.Kalan yağın üzerine biraz sıvıyağ ekleyerek üzerlerine sürün.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dk.kadar pişirin.

Tatlılar soğuyunca önceden 2 bardak şeker 2 bardak su ile hazırladığınız şerbeti üzerine dökün.Üzerini toz fıstıkla süsleyin.

AFİYET OLSUN...

LEZZET KASESİ


RAMAZANDAN GERİYE KALANLAR
Bir Ramazan daha geçti,inanamıyorum..Zaman artık öyle bir hızla geçiyor ki...Ramazanın başında yazdığım yazıya bakıyorum daha dün yazmışım gibi...Blog yazmak bu noktada zamanın farkına varmayı sağladığı için çok güzel..
Bu Ramazan benim için çok farklı ve çok güzel bir Ramazandı..Yogun bir koşturma ile geçti,bir yandan iftar davetleri,bir yandan geziler,bir yandan yardım faaliyetleri...
Bu aralar en çok etkilendiğim iki olaydan bahsetmek istiyorum ..Birkaç senedir Ramazanlarda kurulan iftar çadırlarına maddi manevi yardım etmek için arkadaşlarla birlikte çalışıyoruz.Geçen hafta bu çadırlardan birine biz de misafir olalım dedik v e bir grup arkadaş Esenyurtta kurulan iftar çadırına gittik..Oturdugumuz bölgeden birkaç dakika uzaklıkta olan bu semte gidip ,orada yaşayan insanları görünce bir anda şoka girdim.Bir sürü çocuk dağıtılan yemekten almak için sıraya girmiş,ama çocukların kıyafetleri,ayakkabıları,bakışları ,tavırları bile öyle değişik ki...
Bir adet kabaktan yapılmış dolma,makarna ve çorbadan oluşan yemeği görünce her gün oturduğumuz sofralar çok utanç verici geldi gözüme.Lokmalar bogazıma dizilmiş etrafa bakarken,bir kız çocugu yaklaştı masamıza ve ucundan yemiş oldğum ekmeği işaret ederek yiyip yemeyeceğimi sordu,ben de atacak mısın dedim,sanki böyle bir şey orda olabilirmiş gibi..."Hayır dedi yemeyecekseniz eve götüreceğim"... O anda neler hissettiğimi tahmin bile edemezsiniz,hemen masadaki bütün ekmekleri kıza uzattık ..
Bu üzücü olaydan sonra biraz da iç acıcı bir olay yazayım,hem de yukardaki resme baglayayım yazıyı...
Oturdugum sitede oturan ve her zaman zerafeti ile beni etkileyen ,ismi gibi kendisi de gül yüzlü olan bir arkadaşımın yaptığı etkinlik..Lüks iftar sofralarını aratmayacak harika bir açık büfe sofra hazırlayarak herkesi davet etti ve ordan toplanan paraları da bu iftar çadırlarına bağışladı...O gün bu yemeğe katılan 30 küsur kişi sanırım hayatlarının en lezzetli ve vicdanen en rahat iftarlarını yapmışlardır...
Yukarda gördüğünüz resim işte bu iftarın ana yemeklerinden biriydi,fotograf makinemi unuttuğum için maaelesef daha fazla resim çekemedim ama bu güzel yemeğin tarifini yazarak bayram sofralarınıza bir katkıda bulunayım istedim...Lezzet kasesi ismi tamamen bu orjinal yemeği yapan kişilere ait..
MALZEMELER
4-5 adet bostan patlıcanı
500 gr.kuşbaşı et
1 adet soğan
Domates,biber
beşamel sos
Yapılış
Eti soğanla birlikte güzelce kavurun,biber ve domates ekleyerek kavurmaya devam edin.,Tuz,karabiber ve dilerseniz biraz kekik ekleyin.Bu aşamada bir adet patates te bu iç harca ekleyebilirsiniz.
Patlıcanların içlerini oyun,kızdırılmış bol sıvıyağda kızartın.İçlerine etli karışımı paylaştırın.2 Kaşık yağ ve 2 kaşık unu yağda pembeleştirerek üzerine 2 bardak süt ekleyerek yaptığınız beşamel sosu da patlıcanların üzerine paylaştırın.En üste bir adet domates ya da kırmızı dolmalık biberi halka şeklinde dilimleyerek yerleştirin.Etrafına sulandırılmış salça gezdirin.Önceden ısıtılmış fırın 20-25 dk.kadar pişirin.
AFİYET OLSUN..

ESRA İÇİN


Lütfen Esra için Kevgir’de yer almak istiyorsanız alttaki yazıyı okuyun ve tercihinizi yorumla belirtmek için Selen‘i ziyaret edin. Teşekkürler.
Biliyorsunuz ki üç gün önce hepimiz sevgili Esra ile vedalaştık. Esra’nın Zerrin ile birlikte hazırladığı, tariflerinin dışında bize en güzel hediyesi Kevgir dergisi oldu. Kevgir Aralık sayısına kavuşmamıza da sayılı gün kaldı. Zerrin’in önerisiyle biz de istedik ki bu yeni sayı Esra’ya hediye gelsin. Onun sevdiği yemekler, onun kendi tarifleri bizim uygulamalarımız ile yeni sayıda yer alsın. Hüzünlü, mutsuz yazılar değil, mutlu, güzel anılarla dolu eğlenceli bir sayı olsun, Esra’yı gülümsetelim ve sevindirelim. Düşünün ki bu ona bir veda değil sürpriz hoş geldin hediyesi. Esra ile tanışmanızdan, komik anılarınızdan, yorumlaşmalarınızdan, paylaştıklarınızdan bahsedin. Fazla bir paylaşımınız olmadıysa da tarifini o kadar lezzetli pişirin ki anısız da olsa ondan bir aferin kapın.
Önümüzde sadece 2 gün var. Bu iki gün içinde aşağıdaki listeden seçeceğiniz yemeği pişirip fotoğrafını da çekerek yazınızla birlikte “esraicin@gmail.com” adresine mail atın. Listedeki her kategoriden seçim yapabilirsiniz. Tariflere ulaşmak için başlıklara tıklayabilirsiniz.

Sizden tek ricam seçim yapınca yorum ile tercihinizi iletmeniz. İKİ seçim yapın ki biri sizden önce davrandıysa ikinci tercihiniz size verilsin. Yarın sabah 09.00 itibariyle kişiler ve yemekler listesi hazır olacak. Mail atmak için son gün ve saat de 29.11.2007 Perşembe akşam saat 21.00. Bu tarihten sonra gelecek mailler maalesef kabul edilmeyecek.
Lütfen yandaki banner’ı sayfanıza koyarak herkesi bu faaliyetten haberdar edin ve detaylar için banner’a tıklamalarını rica edin.
Haydi! Esra’ya yüreğindeki kocaman sevgisine layık olduğumuzu gösterelim.

ÇEŞNİLİ BEZE

Nihayet!!!Taşındık ve yeni evimize yerleşebildik.Bu kadar zor olabileceğini tahmin ediyordum, ama tahminlerimi de aşan zorluklar yaşadık.Sonuçta her şey hallolunca arkaya yaslanıp,derin bir nefes almak harika bir his..
Bir yazıda insan hayatında üç büyük travma olduğunu okumuştum.Ölüm,boşanma ve taşınma...Yani bu iş o kadar zor ki kıyaslandığı şeylere baksanıza..Neyse siz bakmayın bana.Belki de topu topu 2 kez taşınmış biri olarak bu olayı ben abartıyorumdur.Etrafımda bu işi onlarca kez yapan insanlar var ve konuyu benim gibi dramatize etmiyorlar...
Bugünkü tarifim çok sevdiğim arkadaşım Şükran'dan.Bir gün ona gittiğimde ilk kez deneyeceği bu kurabiye için yumurtaları çırpmak sureti ile ona yardım etmiştim.Sonuçta, beze çok fazla sevmeyen biri olarak ortaya bu kadar harika bir lezzet çıkacağını asla tahmin edemezdim.Tavsiyem kurabiyeyi yapın,bir koca demlik çay demleyin, tabağın ne zaman bittiğini farketmeyeceksiniz bile:))
MALZEMELER
2 yumurta akı
1,5 bardak pudra şeker
1 bardak damla çikolata
1 -1,5 bardak ceviz(ben yarım bardak fındık kullandım)
1,5 bardak corn flakes
YAPILIŞ
Yumurta akları ve pudra şekeri kar haline gelene kadar iyice çırpın.İçine diğer malzemeleri ekleyin.Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine kaşık yardımı ile kurabiyelerinizi dikkatlice yerleştirin.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20-25 dk. pişirin.Fırın ısısı herkeste farklı olabileceğinden ben 20 dk.sonra fırınınızı kontrol etmenizi öneririm.
AFİYET OLSUN..

İÇİNDEN VAPUR GEÇEN EV

Uzun süredir ortalıkta yeni bir sobe yok galiba....Ben de düşündüm taşındım,şöyle güzel bir sobe başlatayım dedim..Hazır bütün blogger lar tatilden dönmüş,pc lerinin başındayken...
Benim sobe konum.....-burada lütfen uygun bir müzik hayal edin-Geçen gün annemlere gittiğimde aklıma geldi,Çocuklugunuzun geçtiği ev,bu ev ile ilgili anılar ve çocukken en sevdiğiniz yemek..
Sobeyi ben başlattığıma göre ilk yazının benden gelmesi gerekiyor..
Benim çocuklugum Üsküdar da iskeleye çok yakın bir sokakta geçti..Evimizin balkonundan önceleri boğaz köprüsüne kadar izleyebildiğimiz hoş bir manzara vardı-Bogazdaki kontrolsüz yapılaşma bu kadar belirgin değildi tabi-Hatta hiç unutmam ,bir defasında ,yan komşularımız bir süreliğine yurt dışına gitmişlerdi,eve döndüklerinde küçük oğulları,"anne bu evin içinden vapur geçiyor "demişti..
İşte tam da bu sebebten, çocukken en sevdiğim şey, içinden geçen vapurları seyredebilmek, biraz dinlenmek,biraz da tembellik etmek için,okuldan eve geldiğimde, hava güzelse, ya da yazın okul tatilse bir düzine kitap,çay ve bisküvi ya da kurabiyelerle kendimi balkona kapatmak veee bir yandan geçen gemileri izleyip,bir yandan da yanımda duran yiyecek,içecek stoklarını eritmek olurdu.Ne çok kitap okurdum o zaman,ama şu anda da deniz gören bir balkonum olmasına rağmen, nedense en sevdiğim bu çocukluk ritüelini yapmaya fırsat bulamıyorum..Değişen zaman içinde yapacak o kadar çok iş var ki,balkonda oturup çay içmek,kitaplara gömülmek hayal gibi..Zaten bu denizden de vapurlar geçmiyor hiç,bir tablo gibi durgun,durağan her şey...
Ama çocukken en sevdiğim yemekler deyince orda durup düşünüyorum,benim daha o zamanlardan yemekle bir ilgim varmış,ilkokul yıllarından beri mutfaktan çıkmazdım hiç..
Makarna,lazanya,mantı,pizza,hamur kızartması arasında seçim yapmaya çalıştım ,ve en sevdiğim değil belki ama en kolay olanı seçtim,artık içinden vapurlar geçen bir evde yaşamasam da bazı şeyler hiç değişmiyor ve bu güzel hamur kızartmaları sık sık soframızı süslemeye devam ediyor...Bu sobeyi cevaplama nezaketini gösterirlerse sevgili Zerrin,Nihan, Tuba ve Ayşe ye göndermek istiyorum..
HAMUR KIZARTMASI

MALZEMELER
2 yumurta
4-5 kaşık yogurt
2 çaykaşığı karbonat
tuz,bir kaşık şeker
aldığı kadar un
Malzemeleri karıştırın,yavaş yavaş unu ekleyerek yoğurmaya başlayın..Düzgün ve ele yapışmayan bir hamur elde edin.Hamuru un serpilmiş tezgaha alarak biraz daha yoğurun.Sonra merdane yardımı ile açın.Çok ince olmasına gerek yok.Dilerseniz şekilli kalıplarla ya da bardakla kesebilirsiniz ,ama ben bunlarla ugraşamam diyorsanız bıçakla üçgen ya da kare dilimlere de ayırabilirsiniz..Kızgın sıvıyağa atarak her iki tarafı altın sarısı renk alana kadar kızartın.Kağıt yayılmış servis tabağına çıkarın ve sıcak olarak servis yapın..
Not:en üstteki resim artık içinden geçen vapurların görülmediği balkondan değil de apartmanın önünden çekilmiştir..
AFİYET OLSUN..

üzgünüm....


Hiç tanışmasak da sımsıcak yorumları ile ailemden biri gibi hissettigim,daha iki gün önce arkadaşlarla kulaklarını çınlattığımz sevgili Esra gittigine inanamıyorum..Bir gün hepimiz aynı yere gidecek olsak ta..Allahtan rahmet ,yakınlarına sabır diliyorum..

İÇLİ KÖFTE -KİTEL-



Bu güzel içli köfteler bu Ramazan gittiğim iftarlardan birinde ikram edilmişti..Hatta ben çok beğenince zarif ev sahibimiz paket yapıp diş kirası niyetine koca bir tabak eve yolladı..Her zaman değişik yemeklere önyargılı davranan eşimin bile büyük beğenisini kazanan bu kiteller gerçekten nefisti..Bu yemek benim için çok özel..Çocukken en sevdiğim yemeklerden biriydi..Kimi zaman annem,kimi zaman anneannem bazen de dedem yapardı ve biz hepsini de aynı zevkle yerdik..Hala da en çok beğendiğim lezzetlerden biridir.. Önce tarif sonra da sevgili Derya nın beni uzun bir süre önce davet ettiği ve bir türlü cevap yazamadığım sobeyi cevaplayayım...
MALZEMELER
-2 kase sever kitel-bu tarz içli köfte yapmak için mutlaka bu bulguru kullanmalısınız,baharatçılarda ve büyük marketlerde bu isimle bulabilirsiniz.
-1 kase köftelik ince bulgur
-500 gr.kıyma
-2 adet soğan
-1 kase haşlanmış pirinç-pilav da olabilir-
-1-2 kaşık tereyağı
Öncelikle soğanı incecik doğrayın,biraz yağ ilavesi ile kavurmaya başlayın.Sonra da kıymayı ilave edin,iyice kavrulunca dilediğiniz baharatları ilave edip biraz da haşlanmış pirinç ilave edin-isteğe bağlı-bu kıymalı harcı iyice sogutun.
Öte yanda bulgurun üzerine biraz sıcak su ekleyip yarım saat kadar bekletin..Sonra zaman zaman su ilave ederek macun kıvamını alana kadar iyice yoğurun.Hamurdan küçük parçalar kopararak elinizle olabildiği kadar ince açın,soğutulmuş harçtan bir miktar alarak içine koyun.Kapatarak ufo şekli verin.Başka bir şekilde verebilirsiniz tabi...Elinizle bastırarak kenarlarını inceltin..Hepsi bitince kaynamış suya atarak haşlayın.Yaklaşık 10 dk.kadar.Pişince su yüzüne çıkıyorlar...
Eveet gelelim sobeye...
Sobenin konusu ilginç aslında..Evde hoşa gitmeyen durumlar-ben biraz yumuşattım mı,yoksa evde nefret edilesi durumlar mıydı:)))-
-hava çok sıcaksa ve ütülenmesi gereken bir sürü gömlek varsa
-nefis pastalar,tatlılar yapmıssın üstelik bir iki saatte hepsini halletmissin ama mutfak tavana kadar bulaşık doluysa
-etrafta yapılması gereken bir sürü iş var ama benim canım fena halde pc başında ya da tv karşısında oturmak istiyorsa..."şimdi oldugu gibi:))"

işte bunlar benim canımı sıkan şeylerden birkaçı...Ben de bu sobeyi espirileri ile beni her zaman güldüren sevgili Hansa,Seda ve anne peri ye göndereyim...

SEVGİNİN GÜNÜ

Dünyada sevginin günü kutlanıyor bugün,her ne kadar farklı bir noktadan baksam da ,Sevginin hayatımızdaki en önemli kavram oldugunu düşünüyorum ve içi boşaltılmış olsa da ,sadece sevgililerin birbirine hediye alıp, sevgilerini gösterdiklerini düşündükleri bir güne dönüşse de, bir günün sevgiye ayrılması fikrini seviyorum.Hayattaki herkese ve her şeye muhabbet beslemek gerektigini düşündügümden belki de...Yaratılanı Yaradan dan ötürü sevmek gerektiginden..

Eh bu güzel günde yazdığım bu yazı aynı zamanda minik kuşun yaptığı etkinliğe de uygun olsun istedim,minik kuş bir sevgi hikayesi istemiş bizden..

Bunca yıllık yaşanmışlık ve paylaşımlar olunca geride yazacak o kadar çok şey var ki,ne yazayım bilemedim,okul yıllarından beri pek çok şeyi paylaştığımız zarif eşime ilk pişirdiğim yemeği,ilk ördüğüm kazağı hatırlamaya çalıştım.-ya evet Ayşe," bu kız bana kazak örmeli"furyasından ben de nasiplenmiştim tabiii-

En iyisi bir yemek blogu olarak yemek hatıraları yazmak...Eşime ilk pişirdiğim yemek pizza..nişanlıyken bize geldiğinde ..ve tabi pasta...lise yıllarında beslenme üzerine eğitim veren bir okulda okuyunca bu konularda daha çok genç yaşlarda ihtisas yapmaya başlamıştım zaten..Ama itiraf ediyorum o zamanlar bu kadar süslü pastalar yapmazdım,yine de ilkel krema sıkma torbası ile birşeyler yapmaya ,üzerine yazılar yazmaya çalışırdım, ama bu kadar çok detay mümkün değil tabi..Bence önemli olan ayrıntılar değil zaten,sevgi ile pişirilmiş her şey gerekli takdiri alıyor o yemeği pişirdiğiniz kişiden ve benim sevgili eşim de pişirdiğim her şeyi çok beğenerek beni her zaman çok mutlu ediyor..

Pastaya gelince...

Aslında bu ara çok pasta tarifi yazdım,3 yumurta ile hazırladığım klasik pandispanya,reçelli su ile ıslatılıyor,arasına taze krema ve krem şanti birlikte çırpılarak bir krema hazırlanıyor ve sürülüyor,ara katlarına frambuaz,damla çikolata..üstü hayal gücü..

AFİYET OLSUN..

HEPİNİZE SEVGİ VE MUHABBET DOLU GÜNLER DİLİYORUM..

BALIK VE BOĞAZ







Yazın tam ortasındayız,kışın çok üşüdüğüm için her ne kadar sıcaklardan şikayet etmemeye söz verdiysem de havanın çok sıcak olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.Son iki gündür İstanbulun serin köşelerine yaptığım geziler-Boğaz değil iki gün üstüste bir ömür boyu her gün ziyaret edilse az gerçi- biraz olsun serinletti ama o kadar yorulmuşum ki serin bir yer de olsa dışarı çıkacak halim yok bugün.En güzeli evde oturup şöyle yaza uygun hafif bir şeyler hazırlamak.Resimde gördüğünüz,bir iki gün önce yeni evimizin balkonuna hazırladığım iki kişilik mütevazi bir sofra,yemekte sadece balık ve salata var.Evde balık hayranı biri olunca başka bir şey yapmaya gerek olmuyor zaten.Bir de yemek sonrası için hafif limonlu,meyveli bir tatlı,resmini çekmeyi unutmuşum maalesef..
Bugünlerde ne zaman Carrefour a gitsem,tam ben içeri girince Balık reyonunda indirim yapıyorlar ve benim çok sevdiğim deniz somon balığını yarı fiyata düşürüyorlar.Almadan olmuyor tabi..Bu sefer ,balığı, markette dolaşıp indirim anonsu yaparken biryandan da pratik bilgiler veren mağaza görevlisinin tarifine göre yaptım.Bir diş sarımsak rendesini ,zeytinyağı,tuz,karabiber ve kekikle karıştırdım,balıkları bu sosla harmanlayıp pişirme zamanına kadar buzdolabında beklettim.Daha sonra çıkarıp hafifçe unladım,az yağda kızarttım.Mis gibi çıtır çıtır kızardılar,yanına çoban salata,taze ekmek,buz gibi su..Daha ne olsun..
AFİYET OLSUN..

KURABİYE TARİFİ

Bir süre önce sevgili Özlem dünya tatlısı kızkardeşi Burcu ile bize gelmişti..Ben de onlara bu kurabiyeleri yaptım.Başka şeyler de var dı tabi..Ama blogları dolaşırken herkeste kurabiye tarifleri görünce kıskandım ve bu tarifi yayınlayayım dedim.Ayrıca bu kurabiyeleri yapıp kutulayıp hediye götürmeyi de çok seviyorum.Gerçi hediye götüreceğim zaman biraz daha şekilli kalıplarla kesip,çikolata sosuna batırıyorum.Fikir vermesi açısından resimlerini yayınlayayım dedim.
Tarife gelince aslında bir süre önce yayınlamıştım.Pudingli kurabiye tarifi ama bu sefer içine damla çikolatalar ekledim..

MALZEMELER

200 gr.tereyağ ya da margarin
1 çaybardağı sıvıyağ
1 yumurta
1,5 çaybardağı kadar şeker
1 paket kakaolu puding
1 paket kabartma tozu
Vanilya
Damla çikolata
aldığı kadar un-3/3,5 bardak kadar-
YAPILIŞ
Bütün malzemeleri güzelce karıştırın.Ceviz büyüklüğünde parçalar koparın,yuvarlak şekil verin.Kurabiyelerinizin üzerini çatalla çizin.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında güzelce pişirin.Yaklaşık 15 dakikada kurabiyeleriniz pişecektir.Dilerseniz kalıpla kesip eritilmiş çikolataya batırarak üzerini şekerlerle süsleyebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...

MAKLUBE

Bugün sevgili yeğenim,üniversite tahsili için Çin'e gidiyor.Zaman nasıl da akıp geçiyor.Anaokuluna başladığı ve bizden ayrılmamak için hüngür hüngür ağladığı dün gibi aklımda.Şimdi ise havaalanında ona güle güle derken ağlama sırası bizde sanki.İlköğretim,lise,ÖSS derken bir baktık sevgili yeğenim Ankarada kazandığı üniversite yerine Çine gitmeye karar verdi,Allah ona ve tüm yurtdışında olan kardeşlerimize hayırlara vesile olmayı nasip etsin,en güzel şekilde ülkemizi temsil etsinler.Güle oynaya gittiği bu yolculukta,gittiği yeni ülkede ona ve yurt dışındaki tüm kardeşlerimize başarılar diliyorum.Bu arada havaalanına gerek kalmadan ağlamaya başlayacağım,iyisi mi tarif yazayım:((
Bu güzel yemek resmi yine Samsun gezimden kalma,arkadaşım nilgüne ait.Ama Ramazana çok uygun bir tarif olduğu için yazmayı ertelemiştim.Aslında bildiğiniz maklube tarifi ama farkı servis şeklinde.Maklube gibi büyük bir tepside ve yoğurt,salata hepsi birarada servis yapmak istemezseniz bu şekli deneyebilirsiniz.Aynı tepside ve birarada yemek her ne kadar çok farklı olsa da, bu şekilde de çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim.Yoğurt ve salatanın resmini çekmeyi unutmuşum ama onlar da diğer maklube tariflerinde olduğu gibi hazırlanıyor.Daha ayrıntılı maklube tarifi için tıklayın lütfen...

KADİR GECESİ

Bin aydan daha hayırlı olan bu gecede,Allah (c.c) sizin ve bizim ettigimiz tüm duaları hayırlısıyla kabul etsin,bizi rızasına dahil etsin..Bayrama mağfiret olunmuş olarak girmeyi cümlemize nasip etsin...HAYIRLI KANDİLLER

PASTANE POĞACASI VE SOBE


Bu güzel poğaçaları görür görmez tanımıssınızdır eminim, sevgili Özlemin dayısından zorla tarifini aldığı poğaçalar.Gerçi ben bu tarifi aldıktan sonra bir kaç kez yaptım ve sadece ilk seferinde Özlemin tarifini birebir uyguladım,sonrasında biraz değişiklik yaptım,Tarifin orjinalı burada...Ben kendi yaptığım tarifi yazmadan önce ,Sevgili Zerrinin beni davet ettigi ama konuyu çok zor buldugum için cevablamadığım Sobeye cvb yazayım..
Hakkınızdaki yedi gerçek..
Bu sobeye bu kadar geç cevab vermemin nedeni insanın kendi hakkındaki gerçekleri bilmesinin çok zor olması,genelde herkesin kendine tuttugu bir ayna vardır ve bu aynanın her zaman doğruyu söyledigi konusunda şüphelerim var,en iyisi kendim hakkında her zaman espri konusu yaptığım maddeleri yazmak..
1-Telefonla konuşmayı çok severim,cep telefonu ile konuşmayı hiç sevmem,galiba saglık ile ilgili okudgum haberler nedeni ile takıntılar geliştirdim.
2-Her zaman bir arabam olmasını çok isterdim ,ama şu anda İstanbul trafigi beni çıldırttığı için 2008 model bir akbili daha çok tercih ediyorum:)))
3-Doktor ve hastaneler konusunda ilginç takıntılarım var,gittigim doktorların diplomalarını,katıldığı seminerleri falan inceler ,binlerce soru sorduktan sonra ikna olurum.
4-Pazar alışverişi yapmayı pek beceremem,eşim her zaman pazarın en kötü mallarını aldığım için pazarcılar için çok değerli bir müşteri oldugumu söyler.
5-Evde oturmayı,bilgisayar başında vakit geçirmeyi çok severim,ama buna ayıracak vakti pek bulamam.
6-Bazen etraf ile ilgimi kesecek kadar dalıp gittigim olur,sanırım Balık burcu oldugum için,engin denizlerle aram iyi:)))
7-son gerçek ise hayatımda hiç bir yazıyı yazarken bu kadar zorlanmadım.
Ben de bu oyuna hala katılmadılarsa Sofra Özlem,Muhterem ve Saliha yı davet ediyorum..
MALZEMELER
*250 GR POĞÇALIK KATI YAĞ
*500 GR DAN BİRAZ FAZLA UN
*1 PAKET YAŞ MAYA
*1 BARDAK ILIK SU
1YEMEK KAŞIĞI ŞEKER
2 TATLI KAŞIĞI TUZ
*1 YUMURTA
*SANDOZ-ben eczaneye gitmeye üşendim,geçen hafta Bim in promosyonu olan vitamini kullandım..
YAPILIŞI
Yagı elle biraz yumuşatın,su,şeker ve mayayı bardağın içine koyup birlikte mayanın erimesini sağlayın,biraz bekletin..
Margarine unu ekleyerek iyice birbirine yedirin..İçine tuzu ve sandozu elimizle ufalayarak ilave edin.
Maya kabarınca karışım kabına dökün..Hepsini kuvvetlice 10 DK yogurun.elimize yapışmayacak hale gelene kadar yogurun,gerekırse un ilave edin...
İstediginiz büyüklükte yuvarlaklar yaparak poğaça şekli verin,üzerine yumurta sarısı sürün,çatalla çizikler atın.200 derece fırında iyice kızarana kadar pişirin.
AFİYET OLSUN....

ŞEBİT-KAYSERİ-YAĞLAMASI


Yaşasın,artık iyileşmeye başladım.Nerdeyse bir hafta oldu ve ben hala kendime gelemedim,nasıl bir hastalıksa..Etrafta kimi görsem hasta bu aralar yani yalnız değilim.Zaten her zaman benimle birlikte olan dalgınlık ve uykusuzluk bu dönemde zirve yaptı.Blogu güncellemek için ne zaman internete girsem,ne yapacağımı unutup bir süre sonra çıkıyorum.Benim bu dalgınlık meselem hastalıkla alakalı değil aslında..Bu konu ile ilgili son yaşadığım örneği anlatayım size,ne kadar dalgın olduğuma siz karar verin.
Geçenlerde eve gelmek için otobüse bindim,bilenler bilir evim Beylikdüzü civarında,yani Edirne'ye gelmeden bir iki durak önce.Yol uzun,ne yapayım taktım cep telefonunun kulaklıklarını,hem dinlerim hem giderim diyorum.Karşımda oturan kendi halinde 2-3 kişi aralarında konuşuyorlar,gözüm takılıyor ara sıra..Düşünüyorum ne ilginç sağır-dilsiz insanlar ve dudak okuma yöntemi ile konuşuyorlar.Tüm otobüsün dudak okuma yöntemi ile konuştuğunu keşfetmem 10-15 dakikamı aldı,sonra da tek başına deli gibi gülmemek için zor tuttum kendimi tabi:))))Daha bunun gibi çok macera var bende de...Aklıma gelirse yazarım yine.
Bu arada sizlere nefis bir yemek tarifi yazayım,eğer hala gülümsüyorsanız bir de bu harika yemeği deneyerek gülümsemenizi katlayın.
Şebit Kayseri yöresinde lavaş ekmeğe benzer bir tür hamur işi.Mayalı hamurla yapılıyor.Bu yemeği Kayserili bir arkadaştan öğrendim.Bir ara sürekli yapıyordum.Sonra unutmuşum.Yemeği yaparken ayrıntılar için sevgili arkadaşım Şükran dan canlı yayın telefon desteği aldım.Harika oldu.Gerçi kendisinden hiç yemesem de Kayseri yemekleri ustası olduğunu bildiğim sevgili arkadaşım Şükrana bu güzel tarif için teşekkürler.
MALZEMELER
4-5 bardak un
su,tuz,maya
Kıymalı harç için
300 gr.kadar kıyma
soğan
biber
domates
2 kaşık salça
yağ
tuz,karabiber
servis için
yogurt ve sarmısak
Yapılış
Un,su,tuz ve maya ile yumuşak bir hamur yapın.Bir süre mayalandırın.Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopararak merdane yardımı ile tabak büyüklüğünde açın.Hamuru sacda veya teflon tavada pişirin.Tüm hamurları bu şekilde hazırlayarak pişirin.
Diğer yanda bir tencereye bir miktar yağ alın,sogan ve biberi ekleyerek kavurmaya başlayın,kıymayı ekleyin.Biraz kavrulunca dogranmış domatesleri ve iki kaşık kadar salçayı ekleyin.Tuz ve karabiber ekledikten sonra son olarak bir bardak kadar su ilave edin ve iyice pişirin.Sulu bir harç olması gerekiyor.
Sonra servis yapacağınız tabağa bir kat hamur bir kat kıymalı harç olacak şekilde dizmeye başlayın.En üste sarmısaklı yoğurt ekleyin.
Not:Son olarak hamurları dörde bölüyoruz.Yoğurda batırarak yiyoruz.
Not2:Bu yemegin hamurları önceden yapılabilir,hatta buzlukta saklanabilir.
AFİYET OLSUN...