KIZARTMALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KIZARTMALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2010 Cuma

PATATES KROKET




Malzemeler:
4 patates
1çorba kaşığı un
1 yumurta
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kırmızı biber
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon
1/2 demet maydanoz
1 çorba kaşığı kaşar peynir

Patatesleri haşlayıp, rendeleyin. İçine unu, baharatları, kaşar peynirini, kıyılmış maydanozu yumurtanın sarısını koyup yoğurun. Uzunca rulo yapıp, parmak kalınlında kesin.

Yumurtanın beyazını az tuzla çırpın. Patatesleri önce yumurta beyazına sonra galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartın. Ara sıcak olarak servis yapın.

İsterseniz, hazırlamış olduğunuz kroketleri derin dondurucuda muhafaza eder ve daha sonra kullanabilirsiniz.

Afiyet Olsun…

ABLAMIN İFTAR YEMEĞİ VE SİGARA BÖREĞİ

Küçüklüğümün ramazanları hep bir başka güzel bir başka keyifli olmuştur. O zamanlar büyükler hep biz küçükken diye lafa başlar bide of gene mi derdik. Şimdi bakıyorum da aynı şeyleri biz söyler olmuşuz. Ben küçükken diye başlıyorum artık her lafa. Yaşlanıyor muyum neyim.?? Ramazanlar eskiden bir başkaydı her gün bir misafir gelir yada iftara gidilirdi. Şimdi büyük şehir telaşı ile azaldı gidip gelmeler. Artık ve gel demek yerine dışarda ağırlamak daha bir moda oldu. Tembellik arttı. Bu sofrayı ablam (ki kendisinin mutfakla yemek dışında bir alaksı yoktur) iftar için gelen misafirleri için hazırladı.

İşte menü:
Tarhana Çorbası
Kabak Sandalla Geziyor
Pirinç Pilavı
Zeytinyağlı Barbunya
Garnitürlü ve Peynirli Sigara Böreği
Mevsim Salatası
Ballı Badem
İftariyelik Tabaklar

Bu yeşil zeytin reçeli Balıkesir yöresine ait bir lezzet. Çok değişik ve güzel bir tad. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.

GARNİTÜRLÜ VE PEYNİRLİ SİGARA BÖREĞİ

Malzemeler:
2 yufka
1 su bardağı garnitür
1 su bardağı beyaz peynir
maydanoz

kızartmak için sıvı yağ

Yufkaları önce 4'e her bir prçayıde üçe bölüp içine peynirli maydanoz yada garnitürden koyup iki tarafından kapatıp rulo şeklinde sarıp. Ucunu suya değdirip kapatın. Önceden kızmış bol sıvı yağ ile kızartın. Kolay ve kısa bir anlatım oldu biliyorum ama ne yapayım bilmeyen ayrıntıyı isteyen yoktur herhalde ;)

İftarlık yemiş tabağı. Hurma, kuru kayısı, kuru incir, ceviz ve fındıktan oluşan enerji tabağı.


Hepsinin tariflerini zaman buldukça paylaşacağım.

Afiyet Olsun....

TAVA ÇÖREĞİ




Issız Adam filmini izlediniz mi? İzlemediyseniz mutlaka izleyin. Ben duygusuz ağlamadım aksine yüzümde bir gülümseme vardı. Çünkü ben acaba hangisiyim diye düşünmekle yaptığım tüm maceraları düşündüğümden olsa gerek kaçırdım ağlancak yeri. Aslında abuk subuk şeylerde bile gözlerim dolar. Bazende en kötü durumda bile sırıtırım. Artık nasıl bir işleyişi var beynimin bilemiyorum. Neyse filmin şarkıları güzel mutlaka dinleyin. Herkes bir ıssız adam yada kadındır. Mutlaka size göre de bir yan vardır. Sanırım en güzel yanı filmin filme gitmiş olmaktı...


Yazdan kalma bir tarif daha iyi ki bu arşiv var. Zor günler için mi saklamışım ne. Bizim köyde kahvaltıda akşam üzeri işte akla gelencek her açlık anında yapılır. Çay eşliğinde yenir.

Malzemeler:

4 su bardağı un

1/2 paket yaş maya

Aldığı kadar su

Tuz

Unu maya ile karıştır suyu yavaş yavaş ilave edip yoğur ele yapışan çıvık bir hamur olcak. 2 saat bekle. 1 yemek kaşığıyla parça al elini una bula D şekli ver yada O kızgın yağda pişir.

Afiyet Olsun....


TAHSİLLİ OMLET


Hafta sonu dayımlar ziyaretimize geldi. Sabah kahvaltısında omlet dayımdan geldi. Ama bu bildiğiniz omletlere benzemiyor. Kendileri lisans yapmış yani omletliğini aşmış tıpkı nino gibi ;)
Eğer omletiniz yüksek lisans, doktora yapsın diyorsanız malzeme çeşidi artıyor.

Malzemeler:
1 yumurta
1 dilim kaşar
karabiber
tuz
maydanoz
Bir kasede yumurta, tuz ve kararbiberi çırpalım. Mümkünse krep tavasında bir tarafını pişirip ortasına maydanoz ve kaşarları doğrayıp D şeklinde kapatıp, iki tarafı kızartalım ve sıcak servise sunalım.
Afiyet Olsun...

KABAK KIZARTMASI



Yaklaşık 5 ay önce,Emine BEDER'in yemek proğramından öğrendiğim bu kızartmayı sık sık yapıyorum.Diğer kızartmalardan farkı,bir bulamaca batırılarak kızartılması.
2 -3 Tane kabağın kabuklarını soyduktan sonra,uzunlamasına dilimler halinde kesiyoruz.Dilimler çok kalın olmayacak.
Un,maden suyu ve 1 yumurtayı, biraz koyu olacak şekilde çırpın,içine tuz ekleyin.Kabak sayınıza göre bulamacı çoğaltabilirsiniz.
Kabak dilimlerini,unlu karışıma bulayıp kızgın yağda kızartın.Kızaran kabakları,kağıt havlu üzerinde biraz bekletin.
Bir kase sarımsaklı,dereotlu yoğurt hazırlayın ve kızartmaların çıtır çıtırlığını korumak için yoğurdu alta,kızartmaları üste yerleştirerek servis yapın.

Bizim gibi kızartma sevenlerin çok beğenerek yiyeceklerini tahmin ediyorum,afiyet olsun.


Kuru Biber Kızartması
















Bu tarifi,canım kadar çok sevdiğim Melek Ablamdan aldım.Onun kadar güzel yapabildim mi bilmiyorum.
Bu kızartma hemen hemen her evde bulunan kuru biberlerden yapılıyor.Kuru biberleri önce bol suyla güzelce yıkayın.Bir tencereye suyun içine biberleri koyup iyice haşlayın.Bunlar biberlerin haşlanmış halleri.

Haşlanan biberleri delikli kepçeyle bir tabağa alın.Bir adet kuru soğanı piyazlık doğrayıp,tavada kızartın.Bir tatlı kaşığı salçayı,biberleri ve yarım çay bardağı suyuda ekleyip güzelce pişirin.Biraz sulu olmasında fayda var.Biberler biraz ılınınca içine sarımsaklı yoğurdu ekleyin.Normal bir biber kızartmasından çok daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.Afiyet olsun.

4 Mart 2010 Perşembe

BİR BAYRAM KAHVALTISI

Bizim evde bayram sabahları ayrı bir keyifli geçer. Bütün aile bizde toplanır hep birlikte bayram kahvaltısı yapılır. Yeme içme başlanır. Bütün bayram ye iç yat şeklinde geçiyor zaten.
İşte Bayram Kahvaltı Menüsü:




Peynirli Yerden Yere Vur Poğaçası

Hellim Kızartma

Peynir Zeytin ailesi

Domates Salatalık ve diğer ot ailesi

Turunç reçeli


Haşlanan yumurtalar

Çay (olmazsa olur bence ama evce olmuyor)







Her bayram bekleriz soframız kapımız her zaman açık....
Bu arada Ninom demiş ki Erkekler nasıl olmalı? Bu da bir mim zaman içinde evrim geçirmiş.
Bence irkek dediğin şey saygılı sevgili akıllı yormayan üzmeyen olsun yeter.

KABAK MÜCVERİ


GABAĞI YİYEN....

"Yazan: Nihat Akkaraca 'ya teşekkürlerimle

Düğün yemeklerinde baş köşeyi alırdı hep. Neredeyse, onun pişirilmediği düğün yemeğine, “düğün yemeği” denmezdi.. Daha birkaç ay evvel başlamıştı köy halkı, damad ve gelin adayına:“Elinizi çabuk tutunda bir gabak yemeği yiyelim…”“Düğün günü yaklaşıyor, gabakları hazırladın mı?...”“Şu düğününü yap da bi gabak yemeği yiyelim,” diyerek, şakadan takılmaya…Damat, kabakları bir hafta evvelisinden koparıp getirmişti bahçesinden. İki tane, koskocaman balkabağı… Kaç aydır arkadaşlarının ve akrabalarının takılmalarıyla, zaten kabağı çok seven damadın kafasına düğününde pişecek kabak yemeği iyice yerleşmişti.. Düğün günü çabucak gelse de, o da bi güzel “düğün gabağı” yeseydi.Haftalar ve günler çabucak geçti. Kesim, alacakına, kına gecesi derken , düğün günü geldi çattı. Diğer yemekler bir gün evvelden hazırlanmaya başlamışken, kabak yemeği çabucak piştiğinden, hazırlanmaya o sabah erkenden iki üç yardımcı kadın tarafından başlandı:Birisi kabakları iyice yıkadı, diğeri soğanları soyup doğrarken, bir diğeri kabakları soydu, ve kibrit kutusu büyüklüğünde doğradı. Herşey hazır olunca malzemeyi tencereye yerleştirmeye geldi sıra.İlkönce doğranmış kabak parçalarını tencerenin tabanına bir kat dizdiler. Bu en alta konulan kabak parçaları tenceredeki yemeği yanmaktan korumak içindi. Yanarsa alt kat yanıyor üstteki yemeğe bir zarar gelmiyordu. Bu tabakanın üstünü doğranmış soğanla kapladılar Soğan tabakasının üstüne de doğranmış kabakların hepsini doldurdular, tencere ağzına kadar doğranmış kabakla doldu.. Doğal olarak maydanoz ve dereotunu unutmadılar. Çünkü dereotsuz kabak yemeği olmazdı. Biraz su, daha sonra yağını ve tuzunu koyup, kapağını kapatarak oturttular ateşe kocaman düğün tenceresini. Beklemeye başladılar. Bir ara tadına bakıp, kabakların tatlı olmadığını anladılar ve tencereye bir avuç şeker attılar. Kabaklar tatlı olsaydı buna gerek yoktu. Kaynadıkça kabaklar yumuşadı ve tenceredeki kabak yemeği yarıya indi. Tencereyi bu yüzden ağzına kadar doldurmuşlardı.Öğleye doğru misafirler birer ikişer düğün yemeğine gelmeye başladılar. Tarlaya kurulan sofralar öğleyin dolmuştu. İsteyenlere rakı da veriliyordu. Rakı, kocaman tenekelerde Yunan Adaları’ndan gelirdi o zamanlar. Her evde ancak bir iki su bardağı olduğundan düğünlerde rakı bardağı bulmak zordu; ama Yarımada’nın insanları ona da çoktan pratik bir yöntem bulmuşlardı. Portakallar akşamdan yarısından kesilip ikiye ayrılmış; içleri boşaltılıp rakı içmeyenler için portakal suyu yapılmıştı. Kabuklar ise içecek olanlar için rakı kadehi olarak masalara dağıtılmıştı bile. Yani “İÇ-AT” sistemi gibi bişeydi. Portakal kabuğu rakıya miss gibi bir koku da veriyordu. Portakal bulunamazsa kadehler nar kabuklarından yapılırdı. Her ikisi de, o zamana göre”İÇ-AT” sistemiydi.Düğüne gelen misafirleri karşılayayım, gelenlere sofralarda yer bulayım, damat tıraşı olayım derken damat, kabağı da yemeğide unutmuştu. Bir arkadaşının:-“Sen otur, yemeğini ye, ben ilgilenirim” önerisiyle kendine bir yer bulup oturdu. Sofrasına her çeşit yemek gelmişti ama, kabak yemeği ortalarda görünmüyordu. Aklında, güzel gelinden çok kabak yemeği olan damat, sofralara yemek ve içki servisi yapan bir tanıdığına seslendi:“Hasan! Bana bi gabak yemeği kap gel.” Arkadaşından gelen cevap kesindi:“Kabak bitti, başka bişey ister misin?” Günlerdir kabağı bekleyen damadın dünyası yıkıldı. Sofrasındaki yemekleri de öylece bırakıp kalkıp gitti.Akşama doğru yemek faslı bitmiş, sıra damat ve gelini geleneklere uygun gerdeğe sokma törenine sıra gelmişti. Gelmişti de, damat bir türlü bulunamıyordu. Arkadaşlarının ve akrabaların yardımıyla damadı bir saman damında buldular. Samanların üstüne uzanmış, iki elini kavuşturarak başının altına almış, tavana sabit gözlerle bakışından bişeylere canının sıkıldığı belliydi. Samanlığa girenlerden biri ses tonunu yükselterek konuştu kırgın damada:“Nerdesin sen arkadaş? Hepimiz seni arıyoruz deminden beri. Gelin kızımız da bekler seni gerdek odasında.” Bir diğer arkadaşı ilave etti, bağırarak, azarlarcasına:"Köyün İmamı da bekler çoktanberi; neredeyse bırakıp gidecek."Odadakilerin yüzüne bakmadan, gözler damın tavanına kilitlenmiş, arkadaşlarının yüzüne bile bakmadan, kesin ve küskün verdi cevabını, küskün damat:“Ben gelmiyorum arkadaş! Gabağı kim yediyse o girsin gerdeğe!...” diyerek kırgınlığını belirtmiş oldu oradakilere...

Bu kadar kabak anlatımına kabak mücveri ile devam edelim.
Malzemeler:
2 kabak
1/2 demet taze soğan
1/2 demet dereotu
1 çay bardağı beyaz peynir
1 Yumurta
2,5 çorba kaşığı Un
1/4 çay kaşığı toz kırmızı biber
Sıvı Yağ

Kabakları yıkayın. Kabuklarını soyun. Rendenin ince tarafıyla bir kaba rendeleyin. Taze soğanları ayıklayıp ince doğrayın. Dereotunu ince kıyın. Beyaz peyniri ufalayın. Rendelenmiş kabağa, tüm malzemeyi ilave edip hepsini iyice karıştırın. Tavada yağı kızdırın. Mücver karışımını çorba kaşığı ile şekillendirip kızgın yağa atın. Her iki tarafı altın sarısı renk alıncaya dek kızartın. Servis tabağına alın.

Afiyet Olsun.

PANELİ ÇITIR TAVUK

Benim gibi kırmızı etle pek haşır neşir olmayanların en ideal seçeneği tavuk olsa gerek. Her hali ve şekli tam bir kurtarıcı....
Malzemeler:
2 adet tavuk göğsü
1 yemek kaşığı un
1 yumurta
1 yemek kaşığı galeta unu
1 çay kaşığının ucu ile karabiber ve köri

Tavuk göğüslerini ince küp küp doğrayıp baharatla karıştırıp, 1 saat buzdolabında bekletin. Tavuk parçalarını önce una sonra çırpılmış yumurtaya en sonda galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartın. İsterseniz fırında üzerine biraz sıvı yağ ekleyip de pişirebilirsiniz. Daha sağlıklı ve hafif lezzeti aynı. Maydanoz yatağında ılık servise sunun.

Afiyet Olsun.....