4 Mart 2010 Perşembe
AFT (AĞIZDA YARA)
En sık rastlanan tekrarlayici agiz yaralarindan birisi aft (aftöz ulser) dir.
Aft nedir?
Aft dilde, yumuSak damakta, dudak ve yanaklarin iç kisimlarinda görulen kuçuk, yuzeysel ulserlerdir. cok agrilidirlar ve 5-10 gun surerler.
Nedenleri
Neden olabilecek etkenler arasinda stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriş edici maddelere sayilabilir.
Aft baSkasina bulaşir mi?
Hayir. Bölgesel yayilimi veya bir başkasina bulaşmasi söz konusu degildir.
Tedavi
Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsizlik verici durumlarin ortadan kaldirilmasi ve enfeksiyondan korunma ile olur.
enacort-A orabase gibi haricen kullanilan bir kortikosteroid veya pyralvex solusyon gibi ilaçlar tedavide kullanilmaktadir. Ayrica aşiri agri duyuluyorsa aft in uzerine kisa sure için (7-10 dakika) bir adet aspirin koymak (emmeyin veya yutmayin) faydali olacaktir. Sik olarak meydana gelen veya uzun sureli devam eden aft durumunda bir hekime görunmeniz gerekir.
DİŞ APSESİ
Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sağlık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir hastalığa yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemiğe yayılır. Bu apse olarak bilinir.
ğer enfeksiyon kemiğe ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku ağrıya neden olabilir. Eğer kök ölürse, ağrı yok olacak, ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.
Belirtiler
- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde ağrı;
- Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;
- çiğnerken ağrı;
- Boyunda şişmiş lenf düğümleri
- Ateş ve genel kırıklık.
Teşhis
Eğer dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, çiğnerken ağrı duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.
Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken ağzınızda kötü tat ve koku bırakan yoğun bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda, ağrı büyük bir olasılıkla geçecektir. Eğer bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal diş hekiminize başvurun. Diş hekiminiz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerektiğine karar verir.
Tedavi
Diş hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir ağrı giderici alarak apse ağrısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini doğrudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. Ağzınızı saat başı ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici değildir.
Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.
İlk adım olarak, diş hekiminiz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun diğer bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye ağrı giderici ilaçlar yazabilir.
Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra eğer şişme devam ediyorsa, diş hekiminiz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadığını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.
Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra (genellikle birkaç hafta içinde), dişinize kalıcı dolgu yapılır.
Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek isteyecektir. Tekrar gördüğünde ise apsenin bıraktığı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümediğini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir.
Eğer boşluk sağlıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun (zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.
Ahududu doğum sancısına iyi gelir kızılcık ateşi düşürür
Ahududu doğum sancısına iyi gelir kızılcık ateşi düşürür | |
Tüm aktarlarda kolayca bulabileceğiniz şifalı bitkileri kullanarak küçük rahatsızlıklarınıza çok pratik ve kolay çözümler üretebilirsiniz. İlaçlara oranla daha az yan etkisi bulunan bu bitkilerin faydaları bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Her birini hem kendiniz, hem de aileniz için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz KIZILCIK Avrupa ve Amerika’da şurup olarak sıkça tüketilen kızılcığın, en çok kullanıldığı yerlerden biri de mutfaklar. Kızılcık şerbeti, özellikle et ve hindi yemeklerine ayrı bir lezzet katıyor. Kullanım alanı ve içeriği Yüzde dört oranında şekerden oluşan kızılcığın zengin olduğu maddeler, vücuda yararlı asitler. Sitrik, Malik ve Benzoik asit açısından oldukça zengin. Yararları Kızılcık şerbeti ve çayı, öncelikle birçok kanser türünün tedavisinde kullanılıyor. Bitki, birçok ilacın yan etkilerini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Ayrıca, kızılcık yüksek ateşi düşürüyor ve kabızlık başta olmak üzere tüm boşaltım sistemi sorunlarını gideriyor. Fiyatı: 13 YTL (Kilo) ÖKSÜRÜKOTU: Çayını içmek boğaz ağrısına iyi geliyor Anavatanı Avrupa olan öksürükotu, Kanada, ABD ve Çin’de de yetiştirilir. Türkiye, Balkanlar, Doğu Avrupa ve İtalya’da ise doğada kendi kendine büyür ve toplanır. Yüzyıllarca Çin’in geleneksel bitkisel tedavilerinde önemli bir yer tuttu. Kullanım alanı ve içeriği Bitkiden elde edilen özler, şeker ve şekerleme yapımında kullanılıyor. Bitkinin çiçek, gonca ve yapraklarının şifalı olduğu tahmin ediliyor. Öksürükotu, genellikle başka bitkilerle karıştırılmış çay, tabletler ve sıvı halinde satılıyor. Yararları Öksürük, boğaz ağrısı, bronşit ve benzeri solunum yolu şikayetleri için tercih ediliyor. Buna öksürükotunda yüzde 8 oranında bulunan bitkisel yapışkan sıvının yol açtığı tahmin ediliyor. Astım için de etkili olduğu öne sürülüyor. Fiyatı: 2.5 YTL (50 gram) JOJOBA: Cildi canlandırır ve saç dökülmesini önler ABD’nin güneybatısı ve Meksika’nın yerlisi olan bu bitkiye kurak ve deniz seviyesinin 1500 metre kadar altında rastlanır. Dişi ve erkek cinsleri olan jojoba bitkisinin tohumları, Amerikalı yerliler tarafından yemek yapmak için kullanılıyordu. Kullanım alanı ve içeriği Bitki, dünyanın birçok yerinde daha çok ilaç üretimi, erozyonu önlemek ve çölleşmeyi önlemek için yetiştiriliyor. Bitkiden çıkarılan yağlar ve özler birçok hastalığın tedavisinde tercih ediliyor. Yararları Jojoba bitkisinin en önemli faydası, saç dökülmesine karşı koyması. Şampuan, nemlendirici ve güneşten koruma kremleri gibi kozmetik ürünlerin üretiminde de yaygın olarak kullanılar bu bitki, cilt kuruluğu, sedef hastalığı, sivilce ve güneş yanığına iyi geliyor. Fiyatı: 3 YTL (10 gram) AHUDUDU: Hamileliğin başında değil sonunda için Avrupa’da 500 yıldır bilinen ve kullanılan ahududu, 1.5 metre boya ulaşan çalıların meyvesi. Yaprakları da eczacılıkta kullanılıyor. Kullanım alanı ve içeriği Reçel ve marmelat yapımında sıkça kullanılan ahududunun yüzde 6’sı şekerden oluşuyor. C vitamini açısından oldukça zengin. 100 gramında 40 mg C vitamini var. Ahududu, şarap olarak da içiliyor. Yararları Çayı içildiğinde başta ishal olmak üzere birçok boşaltım ve sindirim ile ilgili sorunları gideriyor. Hamileliğin ilk aylarında tavsiye edilmese bile, son 3 ayında içilen ahududu çayı, rahmi güçlendiriyor ve doğumu kolaylaştırıyor. Fiyatı: 35 YTL (Kilo) MÜRVER AĞACI: Grip ve nezleye karşı çok etkili Özellikle bina kenarları ve ahşap yapıların yanında yetişen mürver ağacı, yaklaşık 10 metre boyuna kadar ulaşabiliyor. Kullanım alanı ve içeriği Mürver yaprakları, Fransa ve İtalya’da köpüklü şarap yapımında kullanılıyor. Meyvelerinin yenerek veya çay olarak tüketilmesinde bir sakınca yokken, yapraklarının yenmesi zehirli olduğu için tavsiye edilmiyor. Mürver, aynı zamanda kozmetik sanayisinde de kullanılıyor. Yararları Grip, nezle ve yüksek ateşin tedavisinde kullanılıyor. Boşaltım sistemi hastalarına iyi geliyor. Fiyatı: 2.5 YTL (50 gram) ATKUYRUĞU OTU: Damarları açar prostatı önler Atkuyruğu otu, dünyanın ılıman iklime sahip olan tüm bölgelerinde bulunur. Bu ot, tohum üreten diğer bitkilerin tersine spor yoluyla çoğalır. 300 milyon yıl önce dünyada dev boyutlarda atkuyruğu otları yaşıyordu. Kullanım alanı ve içeriği Bitkinin yaklaşık olarak yüzde 15’i “silica” denen bir maddeden oluşmaktadır. Bu madde sayesinde bitki, kemikleri koruma ve kemik erimesi gibi hastalıkları uzak tutma özelliklerine sahiptir. 6 haftadan uzun süre kullanılması tavsiye edilmiyor. Yararları Damarları rahatlatarak, yağ birikimini önleyerek tıkanma tehlikesini azaltır. Vücuda sürüldüğünde yaraları hızla iyileştirir. Banyo suyuna eklendiğinde egzama gibi cilt sorunlarını yatıştırır. Mesane iltihabı, prostat ve diğer idrar yolları şikayetlerine karşı şavaşır. Fiyatı: 3.5 YTL (50 gram) KANTARON: Sindirimi kolaylaştırıyor iştahı açmaya yardımcı Avrupa, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’nın kurak bölgelerinde yetiştirilir. Bitkinin tamamı bitkisel ilaç yapımında kullanılır. Boyu 24 santime kadar çıkan kantaryon, pembe ve kırmızı çiçeklere sahiptir. Kullanım alanı ve içeriği Kantaron oldukça acı bir tada sahip olduğu için genellikle alkollü ve alkolsüz içeceklerin yapımında kullanılır. Öte yandan bu bitki, yüksek miktarda vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getiren çeşitli antioksidanlar içerir. Yararları Çoğunlukla midenin sindirimi kolaylaştıran salgılarını artırmak için tercih edilir. Hazımsızlığa iyi gelir. İştahı açmaya yardımcı olur. Cildi yatıştırıp yumuşattığı için birçok kozmetik ürünün yapımında kullanılır. Ateş düşürücü ve sakinleştirici bir etkisi de var. Fiyatı: 2.5 YTL (50 gram) |
Tıpta devrim gibi gelişme
Tıpta devrim gibi gelişme
![]() |
VATAN DIŞ HABERLER
Ailesinde 3 kuşaktır meme kanseri görülen baba adayı, bebeğinin de aynı hastalığa yakalanmaması için genlerini ayıklattı.
İNGİLTERE’DE yaşayan soyadları açıklanmayan Helen ve Matthew çifti bir bebek sahibi olmaya karar verdi. Ancak Matthew’in ailesindeki kadınlar üç kuşaktır 20’li yaşlarda meme kanserine yakalanıyordu. Doğacak bebeklerinin kız olması durumunda bu hastalığa yakalanma riski yüzde 80’di.
Çift bebeğin kanser olma ihtimaline karşı doktora başvurdu. University College Hastanesi uzmanları tüp bebek yöntemi ile anne adayından alınan yumurtaları kullanarak embryolar üretti. Bu embryolar incelenerek meme kanserine yol açan genleri taşıyıp taşımadıklarına bakıldı. Taşıyan embryonlar imha edildi. Taşımayanlardan seçilenler ise 27 yaşındaki kadının rahmine yerleştirildi.
Tıpta yeni sayfa
Böylece bebeğin kanserden arındırılmış olması garantilendi. Çift halen bebeklerinin cinsiyetini bilmiyor. Ancak bebek erkek dahi doğsa en azından meme kanseri genlerini çocuklarına geçirmeyecek. Üreme uzmanı Paul Serhal, “Kalıtsal olarak taşınan bir hastalığı önlemeyi başardık. Bu tıp tarihinde yeni bir sayfa açılmasına neden oldu” dedi. Uzmanlar her ne kadar bu yöntemin herkes için geçerli olmadığını dile getirseler de uygulama “ısmarlama bebek” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Her zaman manikürlü gibiHer zaman manikürlü gibi
Her zaman manikürlü gibiTırnaklarınızın bakımlı görünmesini en çabuk ve en kolay yolu oje sürmekten geçmiyor. Tırnak parlatma törpüsüyle tırnaklarınızı canlandırın, tırnak diplerinize kütikül kremi sürün. Ve işlem tamam! Çantanızda da şeffaf parlatıcı bir oje bulundurun. |
| 27.01.2008 |
Kaynak : Sabah |
Doğu Avrupa'nın masal kenti - Karlovy Vary

Karlovy Vary'ye en çok Rus turistler geliyor.
Çek Cumhuriyeti'nin kaplıcalarıyla ünlü kenti Karlovy Vary'ye, son dönemde Türkler de yoğun ilgi gösteriyor. Mimarisiyle Ortaçağ'dan bir masalı andıran kente tedavi amacıyla giden devlet adamları arasında Atatürk de vardı..
Bir kent düşünün binaların yarısından fazlası otel. Geri kalanların önemli bir kısmı da kafe ve restoran. İşte Karlovy Vary, küçük bir kent olmasına rağmen Çek Cumhuriyeti'nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Her mevsim turist olmasının nedeni ise şifalı suları ve kaplıcaları, film festivali ve tarihi özellikleri. Karlovy Vary, Avrupa'nın en popüler kentlerinden biri olan Prag'a sadece iki saatlik uzaklıkta. Almanya'ya ise daha yakın, sınıra yarım saatlik mesafede. Batı Bohemia bölgesi içinde yer alan kent, tepeden ilk bakışta sıradan bir kasaba gibi görünüyor. Ama kente giriş yaptığınız ve ilk binayı gördüğünüz anda büyük bir yanılsama yaşadığınızı hemen anlıyorsunuz. Bir anda ne zaman, ne de mekân kavramı kalıyor. Kentin ortasından kendinizi adeta akışına bıraktığınız Hluboka Nehri geçiyor. Nehrin iki yakası küçük köprülerle bağlanıyor. Her iki yakada da hepsi birbirinden güzel harika binalar var. Sanki bir film dekoru gibi, sanki kalemle çizilmiş sonra da kuru boyayla boyanmış gibi... Çukurda, daha doğrusu vadi içinde yer alması nedeniyle kentin üzerinde her zaman bir pus var. Muhteşem binalar puslu havayla birleşince kendinizi Ortaçağ'da hissediyorsunuz. Zaten kentin kuruluş öyküsü de hayli ilginç. Eski adı Karlsbad olan Karlovy Vary, 1300'lü yıllarda Çek Kralı 4. Charles'ın av bölgesiymiş. Kral, karlı bir kış gününde avlamak için peşinde olduğu geyiklerin etrafında toplandığı bir kaplıca fark etmiş, sonra da kaplıcaya girmiş. O nedenle kentin adının anlamı "Kralın Banyosu." Kral, bir süre sonra da bu bölgede bir kent kurulmasını emretmiş. Ama kuruluşundan sonra Karlovy Vary, üç büyük tehlike atlatmış. İlk önce büyük bir sel, ardından 1800'lü yılların başında da iki yangın yaşanmış. Bu afetler nedeniyle yaşanmaz hale gelen kent her defasında yeniden inşa edilmiş.
STRESE İYİ GELİYOR
Kent, şifalı kaplıcaları ve termal kaynaklar nedeniyle bir sağlık merkezi. Tam 12 büyük termal kaynak, beş de önemli spa var. Kaplıcaların başta şeker hastalığı, bel fıtığı, kemik hastalıkları ve özellikle de strese iyi geldiği biliniyor. Zaten herkesin elinde mineral sularla dolu ve çaydanlığa benzer fincanlar var. Kurulduğundan itibaren şifalı kaplıcaları nedeniyle büyük devlet adamlarının, ünlü yazar ve düşünürlerin ilgisini çekiyor. Rus Çarı Petro, kentin en güzel evini kendisine ayırıyor ve uzun bir zaman burada yaşıyor. Mozart, Beethoven, Freud, Karl Marx, Nazım Hikmet, Hitler kentin ağırladığı isimlerin yalnızca birkaçı. Mustafa Kemal de 1918'de tedavi için bu kente gidiyor. Atatürk, tedavi süresince kentin en ünlü otellerinden olan Carlsbad Plaza'da kalıyor. 5 binlik nüfusuyla yılda 7 milyon turist ağırlayan Karlovy Vary'de ayrıca kentin adını taşıyan ve her ağustos ayında düzenlenen uluslararası film festivali var. Ferzan Özpetek'in yönetiği Karşı Pencere, Doğu Avrupa'nın Cannes'ı olarak adlandırılan Karlovy Vary Film Festivali'nde 2003'te en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi kadın oyuncu dallarında üç ödüle birden layık görüldü.
FAVORİ YEMEK ROSTO
Et neredeyse temel yiyecek. Çoğunlukla da tatlı ekmek ve tatlı soslarla servis ediliyor. Kentin favori yemeği ise rosto. İçecek konusunda da bira, tüm ülkede olduğu gibi Karlovy Vary'de de favori. Çek Cumhuriyeti Avrupa Birliği'ne üye ama hâlâ avro kullanılmıyor. Alışverişte ulusal para birimi kron geçerli. Çek Cumhuriyeti 2010 yılından sonra avro kullanmaya başlayacak. Kentteki hediyelik dükkânlar kuklalar, kristal takı ve eşyalarla dolu.
NASIL GİDİLİYOR?
Karlovy Vary'e gitmek için en mantıklı yol Prag üzerinden ilerlemek. Çek Cumhuriyeti'ne gitmek için Schengen vizesi artık şart. Karlovy Vary'ye Türk turistlerin büyük ilgisi var. Kentin her sokağında Türkçe konuşanlara rastlamak mümkün. Bu ilginin nedenini kente tur düzenleyen Cafetur'un sahibi Ali Akyüz'e sorduk: "Bu ilgi son iki yılda arttı. Bunun birinci nedeni şifalı kaplıcalar. Artık Çek Cumhuriyeti'ne giden Türk turistlerin neredeyse tamamı Karlovy Vary'yi görmeden dönmüyor." Çek Havayolları İletişim Direktörü Daniela Hupakova'nın verilerine göre ise 2007'de Çek Cumhuriyeti'ne 100 bin Türk uçtu.

Atatürk 1918'de geldiği kentte, Carlsbad Plaza'da kalıyordu.
Çöle kar yağdı!
EVDE SAÇ BOYAMA TEKNİKLERİ
Her kadın aynaya baktığında kendinde bir değişiklik görmek ister. Bunun da en kolay yolu saç rengini değiştirmektir.
Ancak çalışan kadınlar için kuaförde zaman harcamak, bir başka zamandan çalmak anlamına geldiği için çoğu kez böylesi değişiklikler arka plana atılır. Bu nedenle artık her gün daha fazla kadın gerek zamandan ve paradan tasarruf etmek, gerekse sadece denemek amacıyla saçını evde boyamayı tercih ediyor. Siz de markette dolaşırken saç boyası reyonunda takılıp bir türlü karar veremeyenlerdenseniz, işte size mükemmel sonuçlar elde etmenin püf noktaları!
Seçiminizi iyi yapın
Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.
Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:
1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin
Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.
2- Doğru rengi seçin
Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl - kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.
3- Bir yöntem belirleyin
Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.
4- Rengi korumak için
Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.
Bunlara dikkat:
Başlamadan önce mutlaka kullanım kılavuzunu iyice okuyun.
Boyamaya başlamadan önce bütün gereçlerin tam olduğundan emin olun.
Eski bir gömlek giyin ve eski bir havlu kullanın.
Saçınızın etrafındaki cildin lekelenmemesi için biraz vazelin sürün, ancak saça bulaştırmamaya dikkat edin.
Boya sürerken mutlaka eldiven kullanın.
Saçları bölerken ve boyayı dağıtırken geniş ağızlı bir tarak kullanın.
Cilde bulaşan boyayı ıslak mendil, şampuanlı veya cilt temizleyicili pamuk ile silin.
Rengin tutması için saati ayarlayın.
Bunlardan kaçının:
Saçınız açık kahverengiden daha koyuysa renk açıcı ya da sarartıcı maddeler kullanmayın. Aksi takdirde saçınız turuncu olur.
Cereyan yapan bir yerde ya da ateş yakınında oturmayın. Bu uygulama sürecini ve sonucu etkileyebilir.
Bekleme sırasında telefonla konuşmayın, aksi takdirde zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyebilirsiniz.
Saç boyalarının özellikleri
Doğal boyalar (bitkisel boyalar) saç telinin içine nüfuz etmez ve beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız, nötr kına uygulayabilirsiniz.
Doğal boyaların özelliği; sena ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.
Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar. Çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.
Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta 'havuç turuncusu' gibi bir sonuç istemiyorsanız, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.
Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun sürer. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.
Alıntıdır
3 Mart 2010 Çarşamba
GÜL, HAFIZAYI GÜÇLENDİRİYOR

Science Dergisi nin haberine göre hafızanızı güçlendirmek için gül koklamalısınız. Almanya daki Lübeck Üniversitesi bilim adamlarından Jan Born ve ekibi, uykunun hafızaya nasıl etki ettiğini bulmak için, deneklere bilgisayardan çift objeler ve kartlar gösterdiler.
GÜL, HAFIZAYI GÜÇLENDİRİYOR
Science Dergisi nin haberine göre hafızanızı güçlendirmek için gül koklamalısınız. Almanya daki Lübeck Üniversitesi bilim adamlarından Jan Born ve ekibi, uykunun hafızaya nasıl etki ettiğini bulmak için, deneklere bilgisayardan çift objeler ve kartlar gösterdiler.
7 farklı şehirden/ülkeden tünel,labirent vs,Resimleri
Saç dökülmesine karşı sinameki kullanın...
Saç dökülmesine karşı sinameki kullanın... | |
VATAN DIŞ HABERLER OXFORD ÜNİVERSİTESİ ONAYLI ŞİFALI BİTKİLER REHBERİ CİVAN PERÇEMİ Soğuk algınlıklarında etkili bir ateş düşürücü İlk olarak Kuzey Amerika’da ortaya çıktığı sanılan bitkinin birçok çeşidi bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştiriliyor. Tüylü yapraklara sahip olan bitkinin boyu yaklaşık 30 santim. Kullanım alanları ve içeriği Avrupalıların büyük bir kısmı bu bitkiyi birçok yemek ve içeceğe katarak tüketiyor. Civanperçeminin özellikle çiçek başlarının şifalı bir etkisi bulunuyor. Antioksidan bakımından oldukça zengin ve içerdiği yağlar sağlığa oldukça faydalı. Yararları Civanperçemi tarih boyunca yaraları iyileştirmek için kullanıldı. İltihaplanmayı yatıştırır, terlemeyi sağlar ve soğuk algınlıklarında ateş düşürücü etkiye sahiptir. Tansiyonu düşürür. Burun kanaması ve romatizma ağrılarını önlemeye yardımcı. Fiyatı: 2.5 YTL (50 gram) YABANMERSİNİ Damarları rahatlatıyor kalp sağlığını koruyor Yabanmersini Türkiye’de daha çok Karadeniz bölgesinde yetiştirilir. Bitkinin tedaviler için en sık kullanılan kısmı, 6 milimetre çapındaki kırmızı ve siyah renkli meyveleridir. Kullanım alanları ve içeriği Yabanmersini hem taze hem de kurutulmuş olarak tüketilebilir. Çoğunlukla reçel yapımında kullanılan bitki, hamur işleri, meyve suları ve şaraba da katılabilir. Yüzde 14’ü şekerden oluşur. Her 100 gramında 17 miligram C vitamini bulunuyor. Yararları İçinde bulunan yüksek miktardaki antioksidanlar sayesinde damarları rahatlatarak kan dolaşımını hızlandırır ve kalp sağlığını korumaya yardımcıdır. Taze olarak tüketildiğinde bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kan şekerini dengelemede etkilidir. Fiyatı: 40 YTL (Kilosu) KEREVİZ TOHUMU Kereviz, yüzyıllardır Avrupa ve Asya kıtalarının denize kıyısı olan bölgelerinde yetiştiriliyor. Bitkinin hem kendisi hem de tohumları, bitkisel tedavide işe yarıyor. Kullanım alanları ve içeriği 19’uncu yüzyılın sonlarında kereviz tohumlarının ezilmesiyle elde edilen sıvı ile birçok tonik üretiliyordu. Tohumdan elde edilen yağ, halen birçok yemeğin tatlandırılmasında, alkollü ve alkolsüz birçok içeceğin yapımında kullanılıyor. Yararları Kereviz tohumu, bağırsak ve midenin daha etkili ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar bu yüzden idrar söktürücü ve gaz giderici bir etkiye sahip. Bunun dışında kadınlarda adet sancılarını dindirmeye yardımcı yatıştırıcı bir özelliği de bulunuyor. Fiyatı: 8 YTL (Kilosu) SİNAMEKİ Doğanın sunduğu en etkili müshil ilacı Sinameki, Arabistan, Somali, Sudan, Hindistan ve Pakistan’da yaygın olarak üretiliyor. 9’uncu yüzyılda Arap doktorlar tarafından Avrupa’ya getirildi. Bir metre uzunluğunda olan bitkinin boyu yedi santime ulaşan tohumları bulunur. Kullanım alanları ve içeriği Zakkuma benzeyen uzun ömürlü bir bitki olan sinamekinin bitkisel ilaç etkisi gösteren kısımları ise yaprakları ve tohumları. Çoğunlukla kurutulan yaprakları kaynatılıp suyu müshil olarak tüketilir. Yararları Kalın bağırsak üzerinden güçlü bir etki gösterir ancak bilim adamları henüz bu etkinin sebebini açıklayan bir araştırmaya imza atmadı. Ancak aşırı tüketmemeye dikkat etmek gerekiyor. Saç dökülmesini önler ve tansiyonu düşürmede etkili. Fiyatı: 20 YTL (Kilosu) ÇİLEK Cilde tazelik ve güzellik veriyor En çok Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da yetiştirilen bitkinin yaprakları, kökleri ve meyveleri bitkisel tedavilerde işe yarıyor. Gülgillerden gelen çileğin dünyada bilinen 20’yi aşkın türü bulunuyor. Kullanım alanları ve içeriği Konserve, dondurulmuş ve taze olarak satışa sunulan çilek, tatlı, reçel, jöle, dondurma, meyve suyu ve hamur işleri yapımında kullanılabilir. Yüzde 90’ı sudan oluşan bu meyve, C vitamini bakımından da oldukça zengindir. Yararları Çilek bitkisi vücuda sürüldüğünde cilt sorunlarını gidermeye yardımcı oluyor. Bunun dışında çilek, ishal ve gut gibi birçok sorunun tedavisinde de kullanılıyor. Araştırmalar birçok kanser türüne yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya koydu. YARIN - Damarları açan ve prostat riskini azaltan at kuyruğu otu. - Jojoba cildi canlandırır ve saç dökülmesini önler. - Öksürükotu tüm solunum yolu hastalıklarına karşı etkilidir. |
Mate çayı
Yerba mate (Ilex paraguariensis), Çobanpüskülügiller familyasından bir bitki türüdür.Bilinen diğer ismi "Paraguay çayı"dır. Anlam itibari ile yerba bitki, mate de kap anlamına gelmektedir.Dağılımı Yerba mate, kuzey Arjantin, Paraguay, Uruguay, güney Brezilya ve Bolivya gibi tropik altı Güney Amerika ülkelerinde yerel olarak yetişen bir bitki türüdür ve yine mate olarak adlandırılan, adı geçen ülkelerde bolca tüketilen ve kafein oranı yüksek olan bir çayın hazırlanmasında kullanılır.
Avrupalılar tarafından "yerlilerin yeşil altını" olarak nitelendirilmiştir. Özellikle Arjantin'in günlük yaşamında önemi büyüktür; zaman zaman fabrika işçilerinin içmeleri yasaklanmıştır.Özellikleri Orta tropik bir bitki olarak, yüksek sıcaklığa ve yıllık 1500 mm üzerinde yağışa ihtiyaç duyar.
İçecek bitkinin öğütülmüş toz halinden hazırlanır. Genelde kendisine has kabına mate konan toz üzerine sıcak su dökülerek kendine has elekli pipeti ile içilmektedir. Aynı tozun üzerine defalarca (3-10) sıcak su döküp içmek mümkündür.
Hafif uyarıcı etkisi varsa bile çay ve kahvenin yanında çok düşük kalmaktadır. İştah kesme ve diüretik özelliği bilinmektedir.Sütle karıştırıp içmek de mümkündür; genelde çocuklara bu şekilde verilmektedir. Popülaritesi Kuzey Amerika'da giderek artmaktadır, genelde kahve alışkanlıklarını bırakmak isteyenler için iyi bir yöntemdir. Arjantinli Che Guevara'nın astımına karşı sürekli tükettiği bilinir.
TUI'nin dünyanın en iyileri listesine Türkiye'den 13 otel girdi

Dünyanın önde gelen tur oheratörlerinden TUI'nın dünyanın "En İyi 100 Oteli"i listesine Türkiye'den giren 13 otelin 11'i Antalya'da 2'si de Muğla'da bulunuyor.
ANTALYA - Avrupa'nın en büyük ve dünyanın önde gelen tur operatörlerinden olan TUİ, 2007 yılının "En İyi 100 Otel"ini belirledi. Dünyanın en iyileri listesine Türkiye'den 13 otel girdi. 2006'daki listede 11 Türk oteli yer almıştı. İlk 100 arasına giren otelin 11'i Antalya'da 2'si de Muğla'da bulunuyor.
Dünya genelinde yaklaşık 10 bin otele milyonlarca turist gönderen TUI, her yıl müşteriler arasında yaptığı anketle dünyanın en iyi 100 otelini seçiyor. Müşterilerin anket formuna verdikleri cevaplara göre oteller, mutfak, animasyon, servis, personel, çevre gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendiriliyor.

Fethiye Hillside Beach Club
TUI'nin geleneksel "En İyi 100 Otel" listesine Alanya'daki Delphin Deluxe Resort Oteli aralıksız 5 yıl girerken bu yıl en iyiler arasında Fethiye'deki Hillside Beach Club ilk kez yer aldı.

Sarıgerme İberotel Park Otel
Daha önce listeye 4 yıl üst üste giren Muğla Sarıgerme'deki İberotel Park Otel, 2006'da yer bulamadığı en iyiler listesine 2007'de geri döndü.
TUI’nin en iyi oteller listesine bu yıl ülkemizden 3 tesis daha girdi. Sheraton Voyager, Golden Coast, Delphin Palace tesisleri de bu yıl ilk defa en iyiler arasında yer aldı. Geçen yıl ilk 100 içinde yer alan 4 tesis ise bu yıl listede yer alamadı.
TUI’nin listesine giren otel sayısı, 2004 yılında bu yana 21’den 11’lere gerilemiş bulunuyor.
Dünyanın en iyi ilk 100 oteli arasına giren Türk otelleri ise şöyle sıralanıyor:
Barut Hotel Lara Resort Spa & Suıtes
Hotel Melas Resort
Hotel Sunrise Queen
Amara Beach
Golden Coast
Cornelia Deluxe
Robinson Club Nobilis
Delphin Deluxe
Delphin Palace
Sheraton Voyager Antalya
Hillside Beach Club
İberotel Sarıgerme Park

Barut Hotel Lara Resort Spa
ÇAYIN KIYMETİNİ BİLELİM
(Bu yazı toplam 8556 defa okundu)

Uzmanlar, çayda bulunan antioksidanların güneş ışığı, kimyasallar, stres ve birçok gıdanın hücrelerde yol açtığı hasarı tamir ettiğini belirttiler.
Çayın yararları Washington da ABD Tarım Bakanlığı, Amerikan Kanser Vakfı ve Çay Konseyi nin ortaklaşa düzenlediği bir toplantıda ele alındı. Tarım Bakanlığı ndan yetkililerin sunduğu araştırmaya göre çay kolesterolü düşürerek kalp hastalıkları riskini azaltıyor.
Maryland teki Beltville İnsan Beslenmesi Araştırma Merkezi nde yapılan bir araştırmada bir gruba çay, diğerine ise renkli su verildi. Sonuçta çay içenlerde kötü kolesterolün üç haftada yüzde 10 oranında düştüğü belirlendi.
İguaçu (Iguazú) Şelaleleri
İki farklı nehrin (Irai ve Atuba) Curitiba şehri yakınlarında birleşmesinden oluşur. Parana nehrine dökülmeden önceki son kilometrelerinde Arjantin(Misiones eyaleti) ile Brezilya (Parana eyaleti) arasında sınır oluşturur.
Parana Nehri'ne döküldüğü yerin yakınlarında, Brezilya tarafında Foz do Iguaçu, Arjantin tarafında ise Puerto Iguazu şehirleri bulunur.İki şehir de nehri geçen bir köprü ile birbirlerine bağlıdır.
Iguaçu'nun en ünlü özelliği, nehrin döküldüğü yerin birkaç kilometre öncesindeki şelaleleridir. Şelaleler de aynı şekilde tam sınırda bulunur. Büyük kısmı, görkemli "Şeytan Gırtlağı" 'na geçiş imkanının da bulunduğu Arjantin kısmındadır. Ama insan, şelalelerin etkisini Brezilya tarafından daha iyi hisseder.Toplam genişliği 2700 m olan Igaçu Şelaleleri'nde, ortalama 1.700 m³/s, uzun yağışlardan sonra ise 7.000 m³/s su, iki basamak halinde 75 metreden dökülür.
Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir. Eleanor Roosevelt bu nefes kesici doğa mucizesine baktığında, ağzından şu iki kelime dökülmüş: "Poor Niagara" (zavallı Niagara)
Her iki tarafı da kapsayan milli park 1984 yılında UNESCO tarafından "Dünya mirası" listesine alınmıştır.Turizm sebebi ile lokal anlamda çok önemli bir ekonomik rol oynar.
İguaçu Şelalesi


Çay tiryakileri dikkat!
Çay tiryakileri dikkat!
![]() |
DHA
BOLU İl Sağlık Müdürü Dursun Koç, özellikle öğrencilerin ve kadınların sabah kahvaltılarında demli çay içmemelerini tavsiye ederek, demli çayın iş verimini düşürdüğünü söyledi.
Dr. Dursun Koç, demli çayın, vücutta demir emilimine neden olarak kansızlığa yol açtığını belirtti. Koç, "İlköğretim öğrencileriyle özellikle çalışan kadınların sabah kahvaltısında demli çay içmeleri, onların ders ve iş başarıları açısından zararlıdır. Öğrencilerin henüz gelişimlerini tamamlayamamış olmaları, kadınların da aylık adet dönemleri nedeniyle kan kayıpları, demli çay içimiyle kansızlığa neden olur. Halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, dikkat dağılımına yol açan kansızlıkta, öğrencilerde derslerde başarısızlığa, çalışan kadınlarda da iş veriminin azalmasına neden olur" dedi.
Sabah kahvaltılarında çay yerine taze sıkılmış meyve suyu içilmesinde yarar olduğunu söyleyen Koç, şöyle konuştu:
"İyi bir kahvaltı yapmadan okula giden öğrenciler teneffüslerde koşup oynadıkları için kan şekerleri düşebiliyor. Çocukların okula giderken yanlarında şeker veya çikolata götürmeleri, onların derslerindeki başarısızlığına engel olur. Çalışan kadınlar da işyerlerinde demli çay yerine yeşil çay, ada çayı, ıhlamur gibi bitkisel çaylar içmelidirler."
Günde 20 dakikayla dümdüz bir karın
Günde 20 dakikayla dümdüz bir karın
Gergin ve düz bir karın, formda ve güzel bir vücudun aynası aslında. Baharın geldiği şu günlerde daha ince kıyafetler giymek karnımızı ortaya çıkarıyor.
Hasan Gürkan, Formsante
Fotoğraflar: Barış Bil
Uzmanlar karın bölgesini geliştirmek için bu bölgedeki kasları hedef almak gerektiğini belirtiyorlar. Karın bölgesi egzersizlerini evde rahatlıkla çalışabilirsiniz... Süpermen hareketi
Harekete emekleme pozisyonunu alarak başlayın. Kol ve bacak çapraz olacak ve dirsek dize değecek konuma gelmeli. Daha sonra, kol ve bacağınızı yere paralel olacak şekilde uzatmalısınız. Kol ve bacağı kapadığınızda nefes alın; açtığınızda ise nefes verin! Her egzersizde olduğu gibi bu egzersizde de nefes düzeni çok önemi. Bu hareketi kesinlikle kontrollü ve yavaş yapmalısınız. Hızlı yaparsanız çabuk yorulup gerekli olan sayıyı elde edemeyebilirsiniz. Tekrar sayısı 10. Diğer bacak ve kol için de tekrar sayısı 10.
Faydası: Karın bölgesinin sertleşmesini ve biçim almasını sağlıyor. Çaprazlama

Bu egzersiz için sırtüstü yatar pozisyonunu almanız gerekiyor. Bu sırada dizler bükülü olmalı. Diz 90 derece kaldırılmalı (eller kenetlenmeden ensede) ve vücudun üst kısmı yukarıya doğru gelecek şekilde dizlerinize doğru çapraz kalkmalısınız. Yukarı kalkıldığında derin nefes vermeniz aşağıda ise derin nefes almanız gerekiyor. Nefes alıp vermeniz sakin ve yavaş olmalı. Hareketi yavaş ve kontrollü yapmalısınız. Tekrar sayısı 10.
Faydası: Ön ve yan karın bölgelerinin şekil almasına yardımcı oluyor. Ayrıca sırt, boyun ve arka bacak kısımlarının sertleşmesini ve sıkılaşmasını sağlıyor. Bilekler çalışıyor

Egzersiz için düz yatar pozisyonunu almanız gerekiyor. Eller kalça altında olmalı ve küçük top, ayak bileklerinin arasında bulunmalı. Belin zemin ile olan temasını kesmemeye özen göstermelisiniz. Dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta ise, kamınızın hareket sırasında sıkı ve kontrollü olması. Harekete bacaklarınız yukarıda başlıyorsunuz ve 4'e kadar sayarak aşağıya indiriyorsunuz, Daha sonra 4'e kadar sayarak yukarıya kaldırıyorsunuz. Toplam 8 tekrar yapılıyor.
Faydası: Karın ve bacak bölgesinin sıkılaşmasını sağlıyor. Topu kaldır

Bu egzersiz için ihtiyacınız olan sadece büyük bir top. Egzersize yatar pozisyonda, sırt yerde olacak şekilde ve dizlerinizin altına büyük bir top yerleştirerek başlamanız gerekiyor. Topu ayaklarınız ve bacaklarınız yardımıyla tutmalısınız. Dizleri karna çekmeli ve hafifçe topu yerden kaldırmalısınız, derin nefes alıp vermeyi unutmayın. Egzersizin tekrar sayısı 10.
Faydası: Ön karın ve ön bacak kısımlarının çalışmasını ve sıkılaşmasını sağlıyor. Basen bölgesine şekil veriyor.
LİMON VE MAYDANOZUN FAYDALARI
(Bu yazı toplam 19826 defa okundu)

Limonun faydaları
- Yemeklerde alınan gıdalardaki vitaminin enerji maddesine dönüştürülerek, enerjinin açığa çakması için gerekli vitaminler maydanoz ve limonda var.
- Yemek sırasında maydanoz ve limonun da yenilmesi halinde vücutta enerji oluşmasına katkı sağlayarak, insanın zinde kalmasını sağlar.
- Her fırsatta yenilmesi gereken maydanoz ve limon, vücudun örtü dokusunu, bağ dokusunu ve iç organları örten dokuları sağlam ve sağlıklı kılar.
Maydanozun faydaları
- Özellikle bazı insanları rahatsız eden ağız kokusunu giderir. Özellikle maydanozun ağız ve midede sağladığı koku, etrafa yayılması istenmeyen kokuları önleyerek, hoş bir koku oluşmasını sağlar.
- Sindirim salgısını artırıcı özelliğe sahip olan maydanoz, sindirimi kolaylaştırarak, mideye yardımcı olup alınan gıdaların rahatça hazmedilmesini sağlar.
Adaçayı kalp krizi riskini azaltıyor
(Bu yazı toplam 2082 defa okundu)

Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve felçte çok yaralıdır. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Nekahet döneminde çok faydalıdır.
Pek çok doktor, kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde adaçayını tavsiye eder. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kanı ve solunum organlarını temizler. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarına yaprağının tozu iyi gelir.

























