gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2010 Perşembe

roma....


roma....

Roma'nin Tarihi, Geçirdiği Dönemler, Kuruluşu, Imparatorlarin Kronolojik SiralamasiBugünkü Latium bölgesinde, Tiber Irmağı'na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.İtalya'nın Roma şehrinde kurulduktan sonra bütün Akdeniz ülkelerine hakim olan ilkçağ devleti. Milattan önceki bin yıl içinde kurulan Roma, önceleri bir çoban köyüydü. Muhtemelen Etrüsklere karşı otlaklarını savunmak isteyen Albalılar gelip Roma'da yerleştiler. Etrüsklü krallar, Roma'yı ele geçirip, imar ettiler. Etrüsk İmparatorluğunun güçten düşmesi üzerine Romalılar, Etrüsk krallarını kovarak Cumhuriyet adını verdikleri kralın yanında, zengin ve soylu kimselerin temsil edildiği senato ve halk meclisinden meydana gelen bir idare kurdular. Zengin bir azınlık elinde bulunan iktidar, zaman zaman çoğunluk olan fakir Plepler tarafından zorlandı ise de, hiç bir zaman zenginlerin elinden kurtarılamadı. M.Ö. 450'lerde vatandaşlar arasında eşitliği esas alan Oniki Levha Kanunu kabul edildi. M.Ö. 3. yüzyıl ortalarında Romalılar, İtalya Yarımadasına hakim oldular. Fakat, Roma şehri dışında kalan insanlar, Romalılara tanınan vatandaşlık haklarından mahrum bırakıldılar. Hep köle muamelesi gördüler. Romalıları daha zenginleştirmek, onların neşelerine neşe katmak, sefahat alemlerine malzeme olmak durumunda kaldılar. Romalılar, İspanya'ya kadar uzanan bir deniz imparatorluğu kuran Kartacalılara karşı M.Ö. 264 yılında Pön Savaşlarını başlattılar. M.Ö. 146 yılına kadar devam eden Pön Savaşları sonunda Kartaca İmparatorluğu yıkıldı ve Romalılara bağlı bir Afrika Eyaleti kuruldu. (Bkz. Pön Savaşları)Gittikçe güçlenen Romalılar, Doğu Akdeniz havzasına da yerleştiler. Mekadonya ve Yunanistan'ı hakimiyet altına aldılar. Bergama Krallığı da Romalıların Asya Eyaleti haline getirildi. Güney Galya ve İspanya işgal edildi. M.Ö. 1. yüzyıl boyunca yeni yeni bölgeleri işgal eden Romalılar; Germenleri, Kimmerleri ve Pontusluları yendiler. Suriye ve Filistin'i işgal ettiler. Anadolu ve Yunanistan'ı yeniden ele geçirdiler. Yeni işgal edilen yerler, Romalılar için yeni gelir kaynakları, yeni yeni köleler demekti. Aradaki uçuruma ve yapılan zulümlere daha fazla dayanamayan İtalyan köylüler ve köleler isyan ettiler. İsyanların kanlı bir şekilde bastırılmasına rağmen karışıklıkları, Sulla, Pompeisus, Crassus ve Sezar gibi diktatörler de durduramadı. Yaptığı başarılı savaşlarla, Mısır'ı Romalılara kazandıran Sezar'ın yeğeni Oktavianus, Roma'da cumhûriyet devrini kapatıp, imparatorluk devrini başlattı.Roma orduları başkumandanı olan Oktavianus'a M.Ö. 27 yılında, “ulu” manasına gelen Augustus ünvanı ve İmperium dini yetkisi verilmişti. Augustus Oktavianus imparator yetkisiyle öteki generallerin üzerine çıktı. Roma'nın yönetimini eline aldı. Eyaletlerin idaresini senatoyla paylaştı. Halk meclislerinin yetkileri, imparatorun atadığı memurların eline geçti. Devlete ve topluma yeni bir düzen vermeye çalışan Augustus'un koyduğu ilkeler, iki yüz yıl devlet yönetiminde esas alındı. Roma'da cumhûriyet idaresi sona erip imparatorluk devri başlayınca, büyük gelişmeler oldu. Roma, on asırdan beri en parlak devrine girip, tarım ve ticarette büyük ölçüde gelişti. Pekçok sanat eseri yapıldı. Oktavianus, Augustus Hanedanının kurucusu olup, kırk bir yıl iktidarda kaldı. Milattan sonra 14 yılında ölünce, evlatlığı Tiberius imparator odu.Tiberius, Romalılara önce iyi muamele ettiyse de, sonra sert bir idare kurdu. Tiberius, 37 yılında ölünce, yeğeni Gaius imparator oldu. Gaius dengesiz bir kimse olup, isyan neticesinde 54 yılında öldürüldü. Augustus Hanedanının son imparatoru Neron olup, 68 yılına kadar iktidarda kaldı. Neron, diktatörlüğü, çılgınlıkları ve İsa aleyhisselama inananlara zulmü ile tanınır. Ordunun isyanı üzerine, uşağına kendini öldürterek intihar etti. M.S. 68 yılında Neron'dan sonra Doğu Orduları Kumandanı General Flavianus Vespasianus'un Roma tahtını ele geçirmesiyle, Flaviyenler Hanedanı kuruldu. Flaviyenler Hanedanı(68-96) devrinde Kudüste Yahûdi isyanı oldu. Yahûdi isyanı 70 yılında kanlı bir şekilde bastırılıp, Yahûdiler Kudüs'ten sürüldü. Bu devirde Roma'da Pédérastie, yani gulamparelik (livata) çok yayıldı. 79 yılında Vezüv Yanardağı püskürerek Pompei ve Herkülanum şehirleri kızgın lavlar altında kaldı. Flavianus'un oğlu Titus'tan sonra imparator olan torunu Domitianus'un 96 yılında öldürülmesiyle Flaviyenler Hanedanı da sona erdi.96 yılında General Trainus, Roma'da Antoninler Hanedanını başlattı. Trainus, Romanya'yı alıp, Perslerle çarpışarak Mezopotamya'ya kadar gitti. Edirne şehrini kurup, 138 yılında öldü. Bu hanedanın son hükümdarı Kommodus 193 yılında karısı ve cariyeleri tarafından öldürüldü. Antoninler Hanedanından sonra Roma'da Pretoriyen denilen hassa ordusu, devlet idaresine hakim olup, 193'te İlliryalı imparatorlar devri başladı. Bu devirde, hassa ordusuna en fazla rüşveti veren imparator olup, bahşişle iktidarda kalıyordu. Tuna hattındaki kumandanlarından Septimus Severius bütün rakiplerini yenerek, imparator oldu. İsyanları bastırdı ise de onun ölümünden Diocletianus'un başa geçmesine kadar karışıklıklar sona ermedi. Diocletianus (M.S. 284-305) devrinde Roma imparatorluk toprakları taksim edilerek, ülkede dörtlü idare kuruldu. İmparatorluk merkezleri İzmit ve Milano olmak üzere iki bölgeye ayrıldı. Her bölgenin başına bir imparator ve “sezar” ünvanı taşıyan yardımcılar tayin edildi. Diocletianus'tan sonra, imparator ve sezarların mücadelesi başlayarak, iç savaşlar çıktı. Dörtlü idareden büyük Kostantin (324-337) Hıristiyanlığı kabûl etti. M.S. 325 yılında İznik'te toplanan konsülde 309 papaz toplayıp, yeni İncil yazdı. İncil'e felsefi fikirler karıştırıp Hıristiyanlıkta olmayan teslis (trinite), yani baba-oğul-Rûhü'l-Kudüs inancını yerleştirdi. Hıristiyanlıkta teslis, yani üçleme inancının olmadığını söyleyen Aryüs afaroz edilip, doğru olan Barnabas İncili yasaklanarak; Matta, Markos, Luka, Yuhanna'nın incilleri bırakıldı. Noel gecesi bayram ilan edildi. 330'da Bizans kasabasını büyültüp Kostantiniyye ismiyle İstanbul şehrini kurdu. Kostantin'den sonra gelen imparatorlardan Theodosius (379-395) devrinde, idareye ortak olan imparator ve sezarların mücadelesi devam etti. Theodosius, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğunu iki oğlu arasında paylaştırdı. Honorius Batı Roma, Arcadius Doğu Roma (Bizans) imparatoru oldular.Roma'da çok yaygınlaşan ahlaksızlık, iç mücadele, Hıristiyanlığın doğuşu ve kavimler göçü sebebiyle zayıflayıp ikiye ayrılan Roma İmparatorluğu devamlı geriledi. Batı Roma'da idare, özel muhafızlara kumanda eden generallerin eline geçti. Vizigotlar, Adriyatik kıyılarını (397), bilahare İtalya'yı ele geçirdiler (410). Franklar, Kuzey Galya'yı (406); Burgundlar, Savoia'yı (443) işgal ettiler. Vandallar, Galya ve İspanya'yı kırıp geçirdikten sonra Afrika'ya geçtiler. Afrika'dan Roma'ya geçip şehri yağmaladılar. İtalya'ya giren Hunları, Papa I. Leo haraç vererek durdurabildi (452). İdare aşiretlerin eline geçip, imparatorların hiçbir gücü kalmadı. Vizigotlardan Odoakr adlı bir aşiret reisi, imparator Romulus'u 476'da tahtından indirdi. Odoakr, imparatorluk alametlerini Bizans'a göndererek, kendisini İtalya kralı ilan etti. Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu da, 1453 yılında Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) tarafından yıkılıp, ortaçağ sona ererek, yeniçağ başladı. M.Ö. 27 yılında kurulan Roma İmparatorluğu, M.S. 1453 yılında sona ererek, tarihe karıştı.(Bkz. Bizans İmparatorluğu) Roma İmparatorluğunun hudutları: Batıda Atlas Okyanusu ve bütün Batı Avrupa; güneyde bütün Kuzey Afrika ve Akdeniz ülkeleri; doğuda, Mısır, Arap Yarımadası, Mezopotamya, Doğu Anadolu ve Kafkasya'ya kadar; kuzeyde Ren ve Tuna nehirleriyle Trakya'ya kadardır. İmparatorluk M.S. 395 yılında ikiye ayrılınca, Balkanlar hattının batısı Batı Roma, doğusu Doğu Roma(Bizans) topraklarına dahil oldu. Roma'da cumhûriyetten sonra, M.Ö. 27 yılında, Monarşik imparatorluk idare devri başladı. İmperium yetkisine sahip hükümdarlar, M.S. 3. yüzyılda monarşik despotizm idaresini tatbik etmeye başladı. Dörtlü idare devrinin başlamasıyla da, iki imparator ve yardımcı iki sezar bulunuyordu. İmparator ve sezarlar birbirleriyle mücadele ederlerdi. Roma ordusu, merkezi ve bölge kuvvetlerine ayrılmıştı. Merkezdeki hassa ordusu ve bölgelerdeki kumandanlar zamanla siyasi hayatta söz sahibi oldular. Yelken ve kürekle hareket eden Roma donanmasında köle esirler çalışırdı. Akdeniz, Romalıların gölü halindeydi. Roma İmparatorluğunda M.Ö. 451-449'da toplanan Oniki Levha Kanunları'nın, genişletilmiş şekli olan Roma kanunları tatbik edilirdi. Roma hukûki müesseseleri, Romalılar devrinde ve Hıristiyan Batı Akdeniz ülkelerinde yüzyıllarca kullanılmıştır. Romalılar önceleri putperestken, M.S. 4. yüzyılda Hıristiyanlık dinini kabul ettiler. Fakat bu Yahûdiler elinde bozulmuş Hıristiyanlıktı. Romalılar, önceleri Hıristiyanlara çok zulüm yapmış olmalarına rağmen, bundan sonra Hıristiyanlığı bütün Akdeniz ve Batı Avrupa ülkelerine yaydılar. Latince konuşan Romalılar, Latin dili ve edebiyatının ilk klasik eserlerini verdiler. Latin dili ve edebiyatını bütün Akdeniz ve Batı Avrupa ülkelerine yaydılar. Latin Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bile, Roma kilisesi (Papalık) vasıtasıyla bu iş hala devam ettirilmektedir. Roma'da imparatorluk devrinde iktisadi gelir arttı. Gümrük, para birliği ve getirilen kolaylıklar ticareti geliştirdi. Karada ve denizde hem iç ticaret, hem de kıtalararası dış ticaret gelişip, şehirlerin sayıları ve nüfûsu yükselerek arttı. Britanya Adalarından Çin'e; Atlas Okyanusundan Kızıldeniz, Basra Körfezi, Karadeniz ve Hazar Denizine kadar, kara ve deniz ticareti yapılıyordu. Kara ticareti kervanlar, deniz ticareti de gemilerle yapılıyordu. Tarihi İpek Yolu, Pekin'den Roma'ya kervanlarla mal taşıyordu. Altın, gümüş gibi kıymetli madenler, demir ve tunçtan yapılan eşya ile zeytinyağı ve Akdeniz ürünleri karşılığında çeşitli kumaş, halı, inci, hindistancevizi, fildişi, her türlü baharat, papağan, tavus kuşu, maymun, kaplan ve fil alınırdı. Yayılma siyaseti sebebiyle çok genişleyen imparatorluk, büyük ölçüde servete ve bolluğa kavuştu. Yunan kültürü ve geleneklerinin benimsenmesiyle eğlence hayatı arttı. Tiyatrolar, sirkler, şatolar, büyük tapınaklar yapıldı. Roma hamamları imparatorluk devrinde çoğalarak, zevk ve eğlence yeri oldu. Asilzadeler, zenginler ve büyük rütbeli memurlar arasında zevk ve eğlence düşkünlüğü arttı. Eğlencelerin mahiyetleri değişerek, savaşta esir alınan ve gladyatör denilen güreşçilerin birbirlerini öldürmeleri, ölüme mahkum edilenlerin aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara parçalatılması şekline sokuldu. Romalılarda mimarlık sanat eserleri, heykeltraşlık ve büst yapımı gelişmiştir. Roma eserlerinde; kubbe ve bina yüzlerinde düz taş, duvarlarda yontulmamış taş, çakıl, tuğla kullanılırdı. Duvarlardaki taşlar beşgen ve altıgen şeklindeydi. Zafer takları, su kemerleri, kemerli binalar yapıldı. Akdeniz ülkelerinde Roma İmparatorluğundan kalma eserlere hala rastlanmaktadır.Roma İmparatorluğu - Krallık Öncesi Dönemİtalya’da eskitaş çağından beri yaşayan insan toplulukları vardı. İ.Ö. 3000’lerde, yenitaş çağına geçmiş Akdeniz asıllı halklar görülür..İtalya’ya 1200yıllarında gelen kabileler İtalikler’dir. İtalikler’in yerli halkla karışmalarından “Latinler”(ovalılar) denen halk doğmuş. İtalya’ya Anadolu’dan gelen, Romalı ozan Vegilius’un Aeneas destanında anlatılan Etrüskler’in, denizcilikte usta bir halk olduğu anlaşılıyor. Etrüksler, İtalya’da tarımcı köy toplulukları halinde yaşayan Latinler üzerinde kurdukları egemenlikle, toplumsal farklılaşmaya uğramış toplumların,dolayısıyla uygarlığın orataya çıkmasına yol açmıştır.Bu olaydan yüzyıl kadar sonra bazı Latin köyleri birer kent duruma geçmişler. Bu kent toplumlarında şarap, zeytinyağı ve maden işletmeciliği, Kartaca , Fenike ve Ege adaları ile ticaret ilişkileri görülür. Siyasi örgütleniş “civitas” denen bağımsız kent devletleri biçimindedir. Kent devletleri önceleri seçimle iş başına gelen ve aynı zamanda en yüsek komutan, yargıç,din adamı olan krallarca yönetilirdi. Zamanla monarşilerin yerini aristokrasiler alırRoma İmparatorluğu - Krallık DönemiEfsaneye göre,Roma’yı Romus ve Romulus kardeşler kurmuştur. Eskiçağ tarihçileri, Roma krallığının başlangıcı olarak I.Ö. 753’ü verirler. Etrüksler, üzerinde egemenlik kurdukları Latin köylerini birleştirip Roma kentini kurarken, yerli halkı kentin kurulmasında zorla çalıştırmışlar. Bu durum iki toplumun arasını açmış. Latin halkın zamanla güçlenen aristokratları , bir buçuk yüzyıl sonra ayaklanarak I.Ö. 509’da Etrüks kralını kovmuşlar.Roma İmparatorluğu - Cumhuriyet DönemiEtrüks kralını kovarak yönetimi el geçiren, kendilerine Patricii(babalar) denen Latin aristokratları, Etrüks karallık kurumuna duydukları düşmanlıktan dolayı, krallık düzenini yıkıp, cumhuriyeti kurmuşlar. Batı dillerinde cumhuriyet anlamına gelen “republic” Latince’de “halk için” anlamına gelen “Res publica”den gelmektedir.Res publica zamanla, toplumun tek kişi tarafından değil meclislerce yönetilmesi anlamını kazanmıştır. Bir yönetime cumhuriyet denilmesi için meclislerin halk meclisi olması zorunlu değildir. Gerçekten, Roma Cumhuriyeti de “aristokratik bir cumhuriyer”tir. Nüfusunun %10’nu oluşturan patriciler iyi örgütlenmiş büyük toprak sahipleri sınıfıydı ve tam vatandaşlık haklarına sahiptiler. Nüfusunun %90’nı oluşturan sınırlı vatandaşlık hakları tanıdıkları plebler üzerinde aristokratik bir cumhuriyet yönetimi kurmuşlardıPlebler sınıfı da yoksul ve zengin plebler olarak ikiye ayrılır. Zengin plebler bir kentsoylular sınıfını oluştururken, pleblerin yoksullaşan kesimi Rıma proletaryasını oluşturacaktık. Latince’de “proles” çocuk demektir. Vatandaşları zenginliklerine göre ordunun birliklerine almak ve öteki vatandaş haklarıyla ve görevleriyle ilgili düzenlemeleri yapmak amacıyla, Roma vatandaşları çeşitli server sınıflarına ayrılırlarken, ploterya adı, vatandaşların çocuklarından başka servertleri olmayan yoksul kesimini belirtmek için kullanılmıştı. Roma toplumunun cumhuriyet dönemindeki bu sınıfları dışında ileride imparatorluk döneminde, plenblerin orduya süvari olarak atlarıyla katılan üst tabakalılardan oluşan bir “atlılar” sınıfı ortaya çıkacaktır. Zenginleşen plebler patricileri zorlayarak siyasal haklarını genişletip memur olmaya başlayınca, patrici üyeleriyle evlenmelerini önleyen yasaları da kaldırtmışlardır. Böylece patrici üyeleriyle zengin pleblerin karışmalarından doğan bu sınıfa, iyiler anlmına gelen “optimates” denecektir. Buna karşılık zengin olmayan halk sınıfına “populares” denmeye başlanacaktır. Daha önceleri patriciler ile plebler arasında olan sınıf ve iktidar kavgaları, cumhuriyetin sonlarına doğru ve imparatorluk döneminde optimates ve populares sınıfları arasında sürecektir.Roma’da cumhuriyet döneminin tarihi, dışta Roma’nın gelişmesinin, içte sınıf kavgalarının tarihi olmuştur. Roma kent devleti güçlenirken, Romalılar Sicilya’da ve Kartaca’da kölelerin ya da serflerin çalıştırıldıkları büyük topraklarda kapitalist yöntemlerle, pazara dönük, karlı tarımsal üretmin yapıldığına tanık oldular. Roma toprak ağaları, “latifundia” denen çiftliklerde yapılan bu yönetim biçimini benimsediler. Bu, bir yandan sınıf çatışmalarına yol açarken, öte yandan Roma’yı geniş toprakları olan bir kara imparatorluğu durumuna getirme yolunda sonuçlar doğurdu. Roma, Atina’dan çok daha büyük çapta köle emeğine dayanan bir toplumdu.İç gelişmeler alanında Roma plebleri, patrici sınıfyla savaşımlarında adım adım ilerleyerek, Roma’nın yönetiminde gittikçe daha fazla söz sahibi olabilmeyi başardılar. Önce patricilerin “Senato”suna karşlık kendi “Pleb Meclsini” kurdular. Patricilerdenn istedikleri hakları alamayınca “öyleyse kendi başınızın çaresine bakın” diyerek, Roma’dan ayrılıp başka bir yerde kendi topluluklarını kurmak üzere yürüyüşe geçince, borçlarını bağışlatıp, köle durumuna düşmüş üyelerinin özgürlüklerini geri verdirip “tribün” denen memular ile Roma yönetimine katılma haklarını elde ettiler. İ.Ö 450 yılında “On iki Levha Yasası”nı, aristokratik sözlü hukukunun yerine geörmeyi başardılar. İ.Ö. 447’de Pleb meclisini bir halk meclisi durumana getirerek, Senato gibi yasa çıkarma yetkisine sahib bir meclise kavuştılar. İ.Ö. 445’te ise, pleblerle patrici sınıfından olanların evlenmlerini yasaklayan yasayı kaldırttılar. İ.Ö. 421’de, daha önce yalnızca patrici üyelerine açık olan Roma yüksek memurlukları pleblere açıldı. İ.Ö. 326’da borç köleliği kaldırıldı. İ.Ö. 287’de plebler bir kez daha kendi devletlerini kurmak üzere Roma’dan ayrıldıklarında, çaresiz kalan patriciler, pleb halk meclisini Senatoya eşit bir yasama gücüne sahip olmasını kabul ettiler.İçte sınıf çatışmaları bu yönde gelişirken, dışta Roma’nın hızla genişlendiğini görüyoruz. Roma ilk gelişmelerini tuz ticareti yolu üzerinde bulunuşuna borçludur. Tuz ticaretine zamanla zeytinyağı ve şaağ ticareti eklenmiş, bu yolla zeytin ve üzüm tarımına geçilmiştir. Latifundilarda köleler çalıştırarak pazara yönelik bir tarım gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmeler patricilerin topraklarını genişletme yolunda bir politika izlemelerine neden olmuştur. İ.Ö. 493’de Roma’nın otuz Latin kent ile kurduğu “Latin Birliği” giderek Roma’nın bunlar ve bunlara eklenen kentler üzerine dayattığı bir egemenliğe dönüşür. İ.Ö.448’de Roma Akdeniz ticaretine girerek, genişlemesine hem karadan hem denizden sürdürme olanağı bulmuştur. Roma kentince yönetilen Latin Birliği’ni yönetime katılma hakkı olmayan kentleri, kendilerine de Roma vatandaşlık haklarının tanınması isteği ile İ.Ö.340’ta ayaklandılar.Bu ayaklanma bastırıldı; ama dene de bunların halklarına Roma vatandaşlık hakları tanındı. Ancak Roma, kentler arası ticareti elinden kaçırmamak için, bu kentlerin birbirleri ile olan ticareti yasakladı.İ.Ö.272’den sonra Roma, Güney İtalya daki Yunan kent devletlerini ele geçirdi. İ.Ö.264’te Akdeniz ticareti ve gemenliği yolunda Kartaca ile savaştı. İ.Ö.210’da Kartaca’yı kesin olarak yenince Akdeniz’i ele geçirdi. İ.Ö.168’de Makedonya’yı İ.Ö.146’da Yunanistan’ı topraklarına kattı.

new york




New York, Amerika Birleşik Devletleri'nin nüfus bakımından en büyük kenti. Aynı isimli New York eyaleti'nde yer alır. Yüzyıldan fazladır dünyanın en önemli ticaret ve finans merkezlerinden biridir. Şehir, medya, politika, eğitim, eğlence ve modadaki küresel etkilerinden dolayı bir dünya şehri olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Konseyi binasına ev sahipliği yaptığından dış ilişkiler için de çok önemli bir merkez durumundadır. Fakir semtlerinde ise çok sayıda işsiz ve evsiz yaşar.Kent beş bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. 830 km²'lik bir alanda yaşayan 8,2 milyon nüfusuyla New York, Amerika'da nüfus yoğunluğu en büyük olan şehirdir. Çevre banliyöleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusa sahiptir ve dünyanın en kalabalık yerleşim bölgelerinden birini oluşturur.New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır ve her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur. İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. İngilizce’nin yanı sıra İspanyolca, Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, China Town’da (Çin mahallesi) Çince konuşulur.New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doğum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle Hiç Uyumayan Şehir adını almıştır.Özgürlük heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turistleri cezbetmektedir.Kentin önemi

Beş bölge: 1: Manhattan, 2: Brooklyn,3: Queens, 4: Bronx, 5: Staten Island
Finans dünyasinin kalbinin attığı Wall Street caddesi, New York'un Manhattan bölümünde yer alır. New York borsası (New York Stock Exchange) burada bulunmaktadır. Ünlü Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adadadır. Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiği taşıyan havaalanlarından biridir. Metropolitan Museum of Art, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi gibi müzeleri dünyanın en değerli sanat kolleksiyonlarına sahiptir. Şehrin ünlü gazetesi New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika'nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC'nin merkezleri New York'ta yer alır.

Şehrin önemli sembollerinden Özgürlük Heykeli



Turizm
Kenti yılda yaklaşık 40 milyon turist ziyaret eder. Genellikle gidilen yerler Empire State Building, Times Square, Brooklyn Köprüsü, Broadway, Metropolitan Museum of Art, MoMa, Bronx Hayvanat Bahçesi ve Madison Avenue'da bulunan alışveriş merkezleridir. Ayrıca Halloween Parade ve Tribeca Film Festivali turistlerin ve Amerikalıların ilgisini çeken kültür olaylarıdır. Central Park, ABD'nin en çok ziyaret edilen parkıdır. New York'un yemek kültürü çok geniştir. Özellikle bagel ve New York stili pizza en ünlü yiyecekleridir. Orta Doğu yemeklerini bulmak da oldukça kolaydır.

Bölgeler
New York, her birine "borough" denilen beş bölgeden oluşur. Bunlardan Manhattan kendi başına bir adadır ve şehrin merkezini oluşturur. Manhattan'dan East River (Doğu Nehri) ile ayrılan Brooklyn ve Queens bölgeleri Long Island adasının batı ucunu oluşturur. Harlem nehri, Manhattan ve Bronx bölgelerini ayırır. Bronx, bir ada üzerinde bulunmayan tek bölgedir ve Kuzey Amerika anakarası üzerindedir. Şehrin beşinci ve son bölgesi New York koyunun karşı tarafında, yine yekpare bir adadan oluşan Staten Island’dır. Manhattan, Brooklyn’e üç köprüyle (Brooklyn, Manhattan ve Williamsburg köprüleri); Queens’e bir köprü (59.uncu cadde köprüsü) ve bir tünelle (Midtown-Ortaşehir tüneli) bağlıdır. Bronx ve Manhattan arasında Harlem nehrini geçen köprüler bağlantı kurar. Manhattan’ın doğrudan bağlantısı olmayan tek bölge olan Staten Island, Brooklyn’e Verrazano asma köprüsü ile bağlanır.

en güzel gezi yatları LUXURY YACHT



































Foster + Partners - Yachtplus (Copyright Foster +Partners)


















Platinum, the world’s largest yacht, here in Dubai














For the city-country Monaco Foster + Partners has designed a yacht club that features a nautical iconography, to be more precise – that of a luxury yacht. The stepped decks, aerodynamic perimeter, fully glazed facades, and – off course – flags on the back.The building is mainly used as a stage, simultaneously for yacht-races at the seaside and the famous F1 Grand-Prix at the roadside. The decks are further programmed from the lower level upwards with shops, a rowing club and sailing school, then a clubroom, bar and restaurant, further up a ballroom, and to finish an apartment for the club secretary together with a series of cabins for visiting guests.The iconography and function of the building is similar to the stacked-decks-pavilion that David Chipperfield designed for the America Cup, in the city of Valencia.

Uzungöl



Yemyeşil bir doğa, yaylalar ve göller…” Uzungöl, çevresinde yer alan yaylaları ve buzul gölleri ile yayla turizminin en gözde yerlerinden… Burada doğanın ne kadar cömert olduğunu mutlaka görmelisiniz…Komşuları: Trabzon, Rize, Çamlıhemşin.Tarihi: Bölgede tarihi kalıntı denebilecek çok az yapıt var. Uzungöl’ün tarihi, bağlı olduğu Trabzon ile birlikte anılıyor. Trabzon’un antik adı “Trapezos”. Bu, “masa” anlamına geliyor. Eski kent denize doğru uzanan masa şeklinde dar bir tepe üzerinde kuruluymuş…Trabzon, M.Ö.800′lü yıllarda Sinop’un kolonisi olarak kurulmuş. Daha sonra 1204′ten 1461′e dek Rum Pontus devletinin başkenti olarak bir zenginlik dönemi yaşamış. Onaltıncı yüzyıl başlarında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği dönemine dek metropol niteliğini koruyan Trabzon 1.Dünya Savaşı sıralarında iki yıla yakın bir süre Rus işgalinde kalmış. O dönemde Uzungöl ve Haldızen bölgesine Ruslarla ve yerli Rum çeteleriyle savaşarak sehit düşenlerin mezarları halen Haldızen vadisinde bulunuyor..
——————————————————————————–
Ulaşım
Uzungöl’e ulaşmanız için ilk önce Trabzona’a gelmelisiniz. Uzungöl Trabzon’a 100 km. uzaklıkta… Trabzon’u geçtikten sonra Of ilçesine geldiğinizde sağa, Çaykara’ya doğru bir yol ayrıldığını göreceksiniz. Çaykara - Uzungöl arası yaklaşık olarak 20 dakika sürüyor.
——————————————————————————–
Sezonu
Uzungöl’e ziyaretçileri en çok Temmuz-Ağustos aylarında geliyor. Denizden yaklaşık olarak 1090 m. yüksekte bulunan bölge, bahar ve kış aylarında bol bol yağış alıyor. Yağışlarla bozulan yollar bölgeye ulaşımı zorlaştırıyor. Bu yüzden Uzungöl’e gitmek için en uygun zaman Temmuz-Ağustos ayları. Fakat şunu unutmayın ki Uzungöl çevresine yapacağınız gezilerde zaman zaman yüksekliği 2500 metreyi bulan yaylalara çıkacaksınız. Bu yaylalarda sıkıntı çekmemek için yanınıza mutlaka kışlık giyisiler ve yağmurluk alın.
——————————————————————————–
Nerede Ne Var ?
Karadeniz’in her köşesi doğanın farklı bir güzelliğini sunuyor ziyaretçilerine… Uzungöl de bu geleneği bozmuyor. Gölün çevresi tamamen ormanlarla kaplı… Gölün güzel manzarasını gördüğünüzde bu manzaranın kartpostalları neden süslediğini daha iyi anlayacaksınız.
Bölgede birçok yayla ve irili ufaklı göl var. Buraları mutlaka gezmelisiniz. Gerçi bu göllere araçlarla ulaşmak imkansız; fakat bir yandan spor yaparken bir yandan da temiz havası ve yeşiliyle ünlü yaylaları ve gölleri gezmek istiyorsanız hiç zaman kaybetmeyin. Mutlaka gezi ve spor amaçlı yürüyüşlere katılın!… Bölgede konaklamaya çok uygun, temiz tesisler var. Çok özenli hizmet veren bu tesislerin bir kısmı bungalov olarak inşa edilmiş. Göl manzaralı bu tesislerde konaklamak çok keyifli olacak…
Bölgenin en ünlü yaylaları İpsil ve Haldızen yaylaları… Aynı isimdeki vadilerde olan bu yaylalar deniz seviyesinden yaklaşık olarak 2000 ile 3000 metre arasında değişen yüksekliklerde… Bu yükseklikte bir çok buzul göl var ve bu buzul gölleri Temmuz ayında bile görmek mümkün… Vadilerde bulunan çiçekler yemyeşil otların üzerini bir örtü gibi kaplamış. Bölgenin diğer görülmesi gereken yaylaları balıyla ün yapan Anzer, Meze, Maura ve Haya yaylaları… Temiz hava, yemyeşil bir doğa ve Karadeniz’in serin havası… Yaz aylarından bundan iyisi ne olabilir?..
——————————————————————————–
Ne Yenir ?
Uzungöl’de taze alabalık yiyebileceğiniz güzel lokantalar var. Özellikle İnan Kardeşler Alabalık Tesisleri’nin tereyağlı alabalık menüsü çok meşhur… Eğer denemek isterseniz telefon numaraları: 0462 656 60 21 ve 0462 656 60 66…
Afiyet olsun!
——————————————————————————–
Sağlık
Karadeniz’e giderken yanınıza mutlaka kışlık giyecekler ve yağmurluk almalısınız. Ayrıca sürekli kullandığınız ilaçlar varsa bunları mutlaka yanınıza alın.
Karadeniz dağlarına yapılan gezilerde en sık yaşanan rahatsızlık halk arasında bilinen adıyla “dağ tutması”dır. Çok yüksek irtifalara (2000 – 3000 metre) ani olarak çıkıldığında ortaya çıkan bu rahatsızlığın tipik belirtileri baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve uykusuzluktur. Eğer vücudunuzda bu tür belirtiler ortaya çıkmaya başladıysa, tırmanışı durdurarak geriye dönmeniz alınacak en iyi tedbir olacaktır. Yüksek tansiyon hastaları ve kalp rahatsızlığı olan kişiler bu tür gezilerden uzak durmalıdırlar.
——————————————————————————–
Çocuklarla Tatil
Uzungöl’deki tesisler pek de çocuklu aileler düşünülerek yapılmamış. Bu konuda yöreden fazla birşey beklemeyin. Eğer çocuklarınızı da yanınızda getirmek istiyorsanız onların ihtiyaç duyacağı şeyleri yanınızda getirmeye özen gösterin. Ayrıca çevredeki yaylalara yapılacak olan yürüyüşlere çocuklarınızın katılması pek doğru olmaz. Yürüyüşler uzun ve yorucu olabiliyor. Çocuklarınızla gelmeyi ve onların da doğayla başbaşa güzel bir tatil geçirmesini istiyorsanız Uzungöl’den fazla uzaklaşamayacaksınız demektir. Konakladığınız tesisin ve yörenin olanaklarıyla yetinmeniz gerekiyor.
——————————————————————————–
Doğa Sporları
Karadeniz yaylalarında yapılabilecek en iyi spor yürüyüş… Yürürken hem spor yapacak hem de güzel yerler keşfedeceksiniz. Görülmesi gereken bir çok doğa harikasına araçla ulaşmak mümkün olmadığından bölgedeki gezilerin birçoğu doğa yürüyüşleri şeklinde…

Capitol City Hotel cal Expo Hiotels and Lodging sacramento

Capitol City Hotel cal Expo Hiotels and Lodging sacramento * Cal Expo Hotels Accommodations * Affordable Rates Boutique Styled Accommodations


Hotels Lodging Sacramento california * Capitol City Hotel Lodging Old Town Sacramento * Accommodations 3 Star Prices 4 Star Quality Lodging

Hotels Amenities Lodging sacramento * Cal Expo Budget prices Rates Accommodations * Capitol City Hotel Lodging
Cal Expo Affordable Lodging
Great Amenities Lodge *  Boutique Styled Accommdoations sacramento california Weddings Meetings Banquet Facilities sacramento California * 10000 sSquare Feet meeting Facilities * Full Catering Audio Visual

Weddings Facilities Banquest Sacramento: Come enjoy our 10,000 square feet of meeting space. We can provide Wedding facilities along with business meeting space with all audio visual equipment.We can also provide complete catering for your ******** with our full bar and restaurant Meetings and Business Seminars available with several sized rooms and layouts from intimate 20 person meetings to over 1,000 people. Sports Teams and groups are welcome.

Sacramento Airport: Sacramento International Airport (SMF) is your gateway to Northern California destinations and major cities across the U.S., and the world. Service is available from 14 major carriers and one commuter airline. Open 24-hours a day, 365 days a year, SMF has demonstrated its strength among other airports by adding seven new air carriers (Aloha, Mexicana, Frontier, Hawaiian, JetBlue, ExpressJet, and Air Canada) to its rosters after September 11, 2001.

California Expo Fair and Events: Come and enjoy free shuttle to Cal Expo from only 2 miles away with our great affordable lodging and accommodations. Boutique styled hotel with 3 star prices with 4 star rooms and amenities.

McClellan Industrial Park and Hotels and lodging:Transforming the former McClellan Air Force Base into California's Unique Corporate Community brings several assets to California's largest master planned community. The partnership that makes up McClellan Park, LLC provides a strong background in commercial real estate development, a dedication to producing only the highest quality product, and a responsiveness to the market. McClellan Park provides Sacramento with yet another great local amenity.

Old Town Sacramento Information Shops and Dining and Hotels: In the mid-1960's, a plan was set forth to redevelop the area and through it, the first historic district in the West was created. Today, with 53 historic buildings, Old Sacramento has more buildings of historic value condensed into its 28 acres than most areas of similar size in the west. Registered as a National and California Historic Landmark, the properties in the district are primarily owned by private owners, with individual businesses leasing shops and offices. The area has flourished and is once again a thriving commercial trade center.

Official City of Sacramento websites and business and government hotels and accommodations:Location, weather and quality of life are just a few of the things that make Sacramento a great place to live, work and visit.City Government
Overview | Mayor | City Council | City Manager | City Attorney | City Clerk | Council Districts | City Charter | City Codes | Governmental Affairs | Boards and Commissions | City Budget | Organization Chart | City Holidays

American River rafting Adventures and Lodging: Experience the fun and excitement of a California adventure on the American River Whitewater Rafting. Good times are guaranteed on and off the river. Meet other people like yourself who enjoy being outdoors. Pursue your passion of quality fun and outdoor recreation for you and your family.

Attractions Sacramento Affordable Rates and Hotels: State Capitol In the center of Sacramento, bounded by 10th, 15th, L and N Streets, is California's unique contribution fo State Capitol architecture. Possibly its most famous feature, the giant glass dome, rises a good 210 feet above ground level. Guided tours, lasting about one hour, are regularly available during the summer and by appointment the rest of the year.For a virtual tour, see: www.assembly.ca.gov/ . For more information about the history and restoration project, see: http://palimpsest.stanford.edu/ Additional information is available from the TourVision commercial site:http://www.sacramentovalley.com/explore.asp?id=315

Sacramento Cal Expo Hotels * Sacramento Cal Expo Hotels CA * Sacramento Hotels and Lodging * Sacramento Cal Expo Accommodations * Capitol City Hotel Cal Expo

VİYANA

Londra visit

VİYANA
Viyana (Almanca: Wien, Osmanlıca :Beç) Avusturya'nın başkenti ve en büyük şehri, aynı zamanda ülkenin 9 eyaletinden yüzölçümü bakımından en küçüğü. Yaklaşık 1.650.000 nüfusuyla ülkenin en kalabalık kentidir, çevre ilçeleriyle birlikte Viyana'da yaklaşık iki milyon insan yaşar, ki bu da Avusturya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Nüfus bakımından Viyana Avrupa Birliği'nin en büyük onuncu kentidir. Birleşmiş Milletler bürosuyla Viyana Birleşmiş Milletlerin dört resmi merkez temsilciliğinden birine sahiptir. Kent Londra,New York, ve Paris'ten sonra iki milyon nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiyken, Birinci Dünya Savaşı sonrasında nüfusunun dörtte birini kaybetmiştir. Hala daha Habsburg hanedanının izlerini taşıyan eski kent merkezi ve Schönbrunn Sarayı Avusturya devletinin başvurusu üzerine Birleşmiş Milletler Eğitim,Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiştir. Viyana'nın sembolü olan İstefen Kilisesi şehrin merkezinde bulunur.Turistik MekanlarıSchönbrunn Sarayı: "Viyana'nın Versailles'i" da denilen köşkte 1400'den fazla oda ve birçok büyük bahçe bulunmaktadır. Hofburg'daki görkemli apartmanlara tur yapmaktansa, şehrin batısındaki bu muhteşem sarayı mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Özellikle odalardaki dekor görülmeye değer .İçerde aynı zamanda "Coach and Carriage Museum" adında bir müze var. Bu saraya ait parkta piknik yapmayı sakın unutmayın.Hofburg (İmparatorluk Sarayı/Cumhurbaşkanlık Köşkü):1918'e kadar Habsburg Hanedanlığına ait bir saray olan Hofburg bugünlerde büyük bir müze haline getirilmiştir.Belvedere Sarayı: Bahçeleriyle ve sanat gelerileriyle Viyana'nın en çekici yerlerinden biri.Kunsthistorisches Museum: Dünyanın en iyi sanat koleksiyonunu bulunduran müzelerden biri.Aziz Stephen Katedrali: Şehrin mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerinden biri.

İnanılmaz güzel Gotik mimarisi ile herkesi büyüleyen bir yapı.Opera BinasiStaatsoper (Opera Binası) Çoğu insanlara göre dünya operasının merkezi.Secession Jugendstil :bir sanat evi.Karl Kilisesi: bulunan barok tarzda bir kilisePrater: dinlenme ve eğlence alanıAugarten: bir saray ve parkSchwarzenberg SarayıHunderwasswe EviArsenal MüzesiSankt Marx MezarlığıStadtpark-Şehir ParkıHaus des MeeresRaimund TiyatrosuTheater an der WienmuseumsquartierVolkstheaterTheater in der JosefstadtVotiv KilisesiLiechtenstein SarayıVolksoperZentralfriedhofGasometer,ViyanaFriedhof der NamenlosenSchloss NeuwaldeggSchwarzenbergpark












Shadyside Inn Suites is different.

Shadyside Inn Suites is different. Your idea of staying in a hotel is about to change. Our suites are not typical hotel rooms. In fact we do not have rooms; we only offer suites. Why are we different? Your suite is a fully furnished apartment with the same amenities as a hotel located in a residential neighborhood. It’s not just any neighborhood, it's Shadyside, Pittsburgh’s most quaint, trendy, and upscale urban area. Picture Boston’s Newberry Street, or New York’s East Village and you will get an idea of what the Shadyside area is like.

Imagine having your own apartment in the best location in Pittsburgh for as little as a day or for as long as a lifetime. Shadyside Inn Suites is as flexible as you need. Only going to be here for a night? Why not have your own fully equipped apartment? Need somewhere to stay for a month while your house is renovated? Shadyside Inn Suites is your answer. Looking to attend the University for only nine months? Shadyside Inn Suites can accommodate. Think this is going to cost you more than a hotel? Not even close. Our rates are lower, our suites are double the size of any hotel in the area, our parking is free, and our location is unrivaled.

Our suites are located within a block or two of some of the best dining, entertainment, and shopping in Pittsburgh. At your door are 135+ shops, 15+ restaurants and some of the best nightlife in the area. Shop in small boutiques, visit your favorite national store, and dine on cuisines from all over the world. Shadyside living is unmatched.

Stay in Shadyside and still be approximately 4 miles from Downtown Pittsburgh and the Convention Center and less than 1 mile from the following hospitals: Presbyterian, Montefiore, Magee Women's, Falk Clinic, West Penn, Children's, Shadyside Hospital, and Western Psychiatric

Within 1 mile of the Shadyside Inn Suites is The Carnegie Museum of Art, The Museum of Natural History, The University of Pittsburgh, Carnegie Mellon University Chatham College, and Carlow College.

Besides coming for a visit, the best way to learn about our story is read what other people have said about us. Please click on the following links to read what the professionals have to say.

3 Mart 2010 Çarşamba

Luxury Yatchs


1. WHITE HEAVEN (Charter/Motor yachts)...ccomodation for 6 guests. Savour the delicious mediterranean cuisine prepared with Italian flair by the yacht's chef . White Havens professional friendly crew are eager to welcome you on board. ...
2. French Riviera, Corsica and Sardinia : 10-Day Cruise (Destinations/Itineraries)The true birth-place of private luxury yachting, still remains an irresistible area to plan your ideal cruise. Incorporating Monaco, the Côte d’Azur, Corsica, Sardinia and its satellite i
3. Classic Greece : 8-Day Cruise (Destinations/Itineraries)Explore the Greek Islands aboard your yacht. Reward yourself as you experience the natural beauty of Greek Island beaches bordered by sparkling crystal clear Mediterranean waters in a world full of a
4. AVELLA (Charter/Motor yachts)... Under recent new ownership, this immaculate 33.5m Azimut goes from strength to strength. The yacht provides very spacious accommodation for 8 guests in a master stateroom on the main deck;...
5. DJANGO-TOO (Charter/Sailing Yachts)...responsibility for the accuracy, completeness, or usefulness of any information and/or images displayed. Yacht inventory, specifications and charter prices are subject to change without prior notice. ...
6. HAIDA G (ex ROSENKAVALIER) (Charter/Motor yachts)...Various water toys TV and Hi-Fi throughout Very few yachts instill such emotive feelings as seeing the stunning 71m "HAIDA G" enter port
7. NO LIMIT (Charter/Motor yachts)...responsibility for the accuracy, completeness, or usefulness of any information and/or images displayed. Yacht inventory, specifications and charter prices are subject to change without prior notice. ...
8. SEDATION II (Charter/Motor yachts)...TBC) Full scuba diving equipment and compressor (spec TBC) Outdoor cinema (spec TBC) This brand new yacht from the world acclaimed Heesen Shipyard is at the pinnacle of performance and design inn..
.9. SQUEAK (Charter/Motor yachts)...responsibility for the accuracy, completeness, or usefulness of any information and/or images displayed. Yacht inventory, specifications and charter prices are subject to change without prior notice. ..
.10. PARSIFAL III (Charter/Sailing Yachts)... complemented by natural textures and textiles that give this ultra modern yacht a warm, inviting and restful feeling. ...
11. PERSEUS (Charter/Motor yachts)... In the world of motor yachting, the Falcon 100 class is deservedly a byword for stylistic and technical excellence. ...
12. PANDORA (Charter/Motor yachts)...responsibility for the accuracy, completeness, or usefulness of any information and/or images displayed. Yacht inventory, specifications and charter prices are subject to change without prior notice. ...
13. O'RION (Charter/Motor yachts)...) Generators: 2 x deutz 95 kW plus 1 Iveco 25 kW Electricity: 220V Ac - 24 VDC Classification: ABS A2 Yachting Service Number of guests: 12 Number of crew: 8 ...
14. O'PTASIA (Charter/Motor yachts)...nslated in Greek as "vision". The Owners intentionally selected this name as they wanted the yacht to have a name that would reflect its elegance and luxury. The O'PTASIA will feature ...
5. O'PARI (Charter/Motor yachts)...U Generators: 2 X 30 kW ONAN plus 1 x 20 kW ONAN Electricity: 220 V AC - 24 V Dc Classification BS A2 Yachting Service Number of guests: 12 Number of crew: 12 ...
16. O'MEGA (Charter/Motor yachts)... The 83 meter Motor Yacht O'MEGA, fit to accommodate and entertain up to 32 guests in 1 Master, 1 Upper VIP, 4 ...
17. O'CEANOS (Charter/Motor yachts)... The fabulous motor yacht O' Ceanos, 49 meters of excellence in engineering and design fitted with Italy's ...
18. NEW CENTURY (Charter/Motor yachts)...A large Jacuzzi on top/sundeck with bar and dining facilities together with assorted toys is the perfect yacht for entertaining and outdoor activities. Accommodation for 10 guests in a large maste...
19. MALTESE FALCON (Charter/Sailing Yachts)... to experience the Maltese Falcon under sail. The 88 meter clipper Maltese Falcon is the largest sailing yacht in the world and in a breeze her immense DynaRig powers her to record shattering speeds. ..
.20. LADY LAUREN (Charter/Sailing Yachts)...responsibility for the accuracy, completeness, or usefulness of any information and/or images displayed. Yacht inventory, specifications and charter prices are subject to change without prior notice. ..
.21. CHRISTINA O (Charter/Motor yachts)...one would expect in any five star hotel today. Following her refit she is one of the very few ex-private yachts that is now legally capable of international cruising with up to 36 passengers. Corporat..
.22. STARFIRE (Charter/Motor yachts)...agination ignite aboard Starfire ... She stands as the benchmark for comparison in the international yachting industry, a luminous example of the perfect harmony of design and technology. Its lush
23. TURAMA (Charter/Motor yachts)...guests, the MV TURAMA is especially equipped to make the most special occasion even more memorable. This yacht is uniquely designed for private cruising and is the ideal venue for special corporate ev...
24. ARKTOS (Charter/Motor yachts)...ooden schooner made of teak and iroko and is one of the finest designs of Greek craftsmanship. The yacht consesist of large staterooms and the interior is very nicely decorated with fine furnish...
25. ARKTOS (Charter/Sailing Yachts)...ooden schooner made of teak and iroko and is one of the finest designs of Greek craftsmanship. The yacht consesist of large staterooms and the interior is very nicely decorated with fine furnish...
26. CARMEN FONTANA (Charter/Motor yachts)...rculation Internal communication and International calls access (via Satellite or Mobile) throughout the yacht Internet access available from the master study room Satellite TV, DVD player, stereo sys...
27. ALEXANDER (Charter/Motor yachts)...es, the Alexander's luxurious atmosphere achieves its tradition as a truly exclusive ocean-going megayacht. Whilst the vessel has guest accommodation for up to 84 persons, due to the configuration...
28. CARMEN SERENA (Charter/Motor yachts)...ion •Internal communication and International calls access (via Satellite or Mobile) throughout the yacht •Internet access available from the master study room •Satellite TV, DVD playe...
29. ABILITY (Charter/Motor yachts)...illar 3512B Jacuzzi Turkish Bath * AUDIO/VISUAL * State of the art A-V systems throughout the yacht ACCOMMODATION WATER SPORTS Master suite (which has own private seaview terr...
30. ALEXANDRA (Charter/Motor yachts)...wide window openings of M/Y ALEXANDRA are typical of the Benetti style and the interior is a true custom yacht achievement with the signatures of Terence Disdale for design and Alan Jones


Vip Tours Sea BY LUXURY AIRCONDITIONED YACHTS:The Aegean and Mediterranean coasts of Turkey and the nearby Greek islands make perfect holiday cruising grounds for sea lovers and sun worshippers. Here is an opportunity to visit some of the most exquisitely beautiful places in the world, many accessible only by sea, so from the comfort of your own yacht explore the vast array of lovely bays, coves and magnificent sites of antiquity in Greece and Turkey. Royal Blue Cruises Fun and relaxation. Privacy and Comfort. Five star service and five star yachts. Variety and freedom. Every Royal Blue yacht is fitted out to very high specifications with spacious saloons and comfortable dining areas inside and on deck, as well as luxury airconditioned cabins with ensuite bathrooms and vast sun decks. And behind the scenes you have an efficient and professional crew, devoted to your personal service.It almost sounds too good to be true, but the dream holiday on a Royal Blue Cruise can become a reality for the sophisticated and the discerning.Archaeological CruisesThere are many splendid archaeological sites by the shores of western and southern Turkey where ancient civilizations once flourished in all their glory, many with names that still resonate in Western culture, names like Troy, Pergamum, Ephesus or Halicarnassus, to mention just a few.Some of these sites became accessible fairly recently with the development of yachting on the Turkish coast. We feel privileged to be able to offer the opportunity to visit and explore these relics of a glorious past in the luxury and comfort of a yacht.Explore in style; a superb seaborne safari visiting

BREZİLYADA TATİLE NE DERSİNİZ?











BREZİLYADA TATİLE NE DERSİNİZ?




Resmi adı Brezilya Fedaratif Cumhuriyeti olan devletin başkenti Brasilia'dır. Nüfusu yaklaşık 175 milyon olan ükenin yüzölçümü 8.511.965 km2, dini hıristiyanlık ve resmi dili Portekizce'dir.Güney Amerika'nın doğusunda yer alan bir devlet. Güney Amerika'nın en kalabalık ve en büyük ülkesidir. Dünyanın yüzölçümü bakımından beşinci, nüfus bakımından sekizinci büyük ülkesidir. Güney Amerika'nın yarısı kadardır. Doğusunda Atlas Okyanusu olup bu okyanusta 7250 km kadar bir kıyıya sahiptir. Ekvador ve Şili hariç Güney Amerika'daki bütün ülkelerle komşudur.
Tarihi21 Nisan 1500 yılında Portekizli bir gemici olan Pedro Alveras Cabrol, Hindistan'a gidiyorum zannıyla Güney Amerika'ya ayak bastı ve ülkeyi Portekiz kralı adına zaptettiğini ilan etti. 1530 yıllarında Martin Alfonso de Sousa liderliğindeki bir keşif gezisi esnasında, stratejik noktalar olan yerlere, Rio de Janerio ile bir yıl sonra da bugünkü Santos şehrinin banliyosü olan Sao Vicente şehirlerini kurdular. Piratiningo şehri de, 1532 yılında Sao Vicente yakınlarında yüksek bir bögede kuruldu. Portekizlerin İspanya hakimiyetine girdiği 1580'den 1640 tarihine kadar Brezilya bir İspanya sömürgesi oldu. 1640'ta Portekizliler Brezilya'yı tekrar ele geçirdiler. Hükumet merkezi 1763'te Salvador'dan Rio de Janerio'ya taşındı.1698 yılında Sao Paulo'da bol miktarda altın bulundu. Daha sonra iç kesimlere Amazon havzasına yapılan keşif gezileri sonucu altından başka madenler de bulundu. Bölgede çeşitli feodal gruplar ortaya çıktıysa da fazla yaşamayıp yeniden birlik sağlandı.1572 yılında Brezilya'yı yönetim bakımından Salvador ve Rio de Janerio'dan ibaret olmak üzere ikiye ayıran sistem, 17. yüzyıl çeyreğine kadar devam etti. On altı ile on yedinci yüzyılda İspanyollar, İngilizler, Fransızlar ve Almanlar zaman zaman bu bölgeyi ele geçirmek istedilerse de muvaffak olamadılar. 1807'de Portekiz'in Napolyon Bonapart tarafından işgal edilmesi üzerine kral ailesi ve devletin bazı ileri gelenleri Brezilya'ya kaçtılar ve ertesi sene hükumet merkezini Rio de Janerio'da kurdular. Bu esnada Brezilya'nın nüfusu 2.500.000 olup, bunun 400.000'i beyaz 1.300.000 zenci ve 800.000'ini yerli halk teşkil ediyordu. Zenciler büyük şekerkamışı çiftliklerinde ve madenlerde çalıştırılmak üzere 1538 yılında Afrika'dan köle olarak getirilmişlerdi. 1819'da Napolyon'un Avrupa devletlerine yenilmesi üzerine Portekiz kralı, yeğeni Don Pedro'yu, Brezilya Genel Valisi bırakarak Portekiz'e geri döndü.1822'de Portekiz parlamentosu ilk koloni statüsüne geri dönmek isteyince, Brezilyalılar, Don Pedro Jose Boni Facia deAndrada Silvan'ın liderliğinde bağımsızlık hareketlerini başlattılar ve 7 Eylül 1822'de bağımsızlıklarını ilan edip, 1824'te liberal bir anayasa kabul ettiler. Düzensiz savaşlardan sonra Portekizliler Brezilya'nın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldılar. Brezilya 1889 yılına kadar krallıkla idare edildi.Latin Amerika'da en uzun süre krallıkla idare edilen tek ülke Brezilya idi. 1831 yılında Don Pedro, oğlu İkinci Don Pedro'ya tahtı terk etmek zorunda bırakıldı. İkinci Don Pedro zamanında modern Brezilya'nın temelleri atıldı. 1888'de 800.000 köylüye hürriyet verildi. 1889'da kansız bir darbe ile krallık idaresi yıkılarak cumhuriyet idaresi kuruldu. 1914'te siyasi birliği temin eden Brezilya, bütün dünya ülkeleri tarafından tanındı. İstikrarsız bir ülke olup, sık sık anayasa değişiklikleri ve ihtilaller olmaktadır.
Nüfus ve Sosyal HayatNüfus: Brezilya, sosyal bünyesi bakımından çok büyük farklılıklar arz eder. Güney kesimleri, daha fazla şehirleşmiş, daha fazla (tarım dahil)sanayileşmiş ve siyasi ve sosyal ağırlığa sahiptir.Kuzey ve kuzeydoğu kesimleri ise, kırsal bölgeler olup, daha ziyade aristokratlaşmıştır. Bu sebepten dolayı tarihçiler Brezilya'dan bahsederlerken, kuzey ve kuzeydoğudaki an'anevi ziraatle meşgul olan aristokrat sınıfla, güney kesimindeki sanayileşmiş demokrat sosyal sınıfı birbirinden ayırırlar.Brezilya'da nüfus artışı çok fazladır. Yirminci asrın sonlarında dünyanın en kalabalık ülkelerinden birisi olacağı tahmin edilmektedir: Brezilya nüfusu 4 etnik gruptan meydana gelmektedir: Yerli Kızılderililer, KoloniciPortekizliler, Afrika zencileri ve 1850'den beri Avrupa ve diğer memleketlerden gelen göçmenlerdir. Nüfus sayımı kayıtlarına göre nüfusun % 62'si beyazlar, % 11'i zenciler, % 27'si kahverengi derililerden meydana gelir.Ancak farklı ırklar arasında evlenmeler sebebiyle melez halk artmaktadır. Brezilya'ya dışardan oldukça fazla göç yapılmıştır. Halen Brezilya'da 300.000 insan, Portekiz doğumlu olarak yaşamaktadır. 1875 ile 1960 yılları arasında Brezilya'ya 5 milyon Avrupalı göç etmiştir.Halkın % 90'ı Roma Katolik mezhebine mensuptur. % 5 civarında Protestan bulunur. Brezilya'da diğer bir dini grup, Ruhçular (Spiritualistler)dır. Bunların 2 binden fazla toplantı yerleri vardır. Ailede baba hakimdir. Ancak son zamanlarda bu hakimiyet zayıflamıştır. Resmi dili Portekizcedir.Brezilyalılar yazın ve havanın normal olduğu kış günlerinde sokağa dökülürler. Evlerini açık, ancak gölgeli yerlere bina ederler. Müzik ve samba halkın çok fazla rağbet ettiği oyunlardır. Sporun her çeşidi yapılmaktadır. Bilhassa futbolda dünyada söz sahibidir. 1958, 1962 ve 1970 yıllarında Dünya Kupasını kazanmıştır.Nüfusun bir kısmı sahildeki yerleşim merkezlerinde toplanmıştır. En önemlileri Sao Paulo ülkenin eski başşehridir. Yeni kurulan başkent Brasilia, Salvodor, Parto Alegre diğer önemli şehirlerdendir.İdare: Brezilya 22 eyaletten meydana gelen federal bir cumhuriyettir. Başkanlık sistemi ile yönetilir. Parlamento, Senato ve Millet Meclisinden meydana gelir. Her eyaletten 3 senatör 8 yıllığına, millet vekilleri 4 yıllığına seçilirler. Eyaletlerde ayrıca halk tarafından seçilen bir vali ve bağımsız yargı organları bulunur. Okur-yazar 18 yaşını doldurmuş her Brezilyalının oy kullanması mecburidir. Erler oy kullanamaz. 67 yaşından büyük olanlar için de oy kullanmak mecburi değildir. Vergiler eyaletler tarafından toplanır.

Sarejevo HoteLs

Sarejevo HoteLs
Overview: Located on the foothills of the famous Igman mountain, this new hotel is surrounded by untouched nature and silence. The Star hotel is the right place for tourists and business people who want to get away from the city crowd and noise. Choose from luxury single and double rooms and spend truly relaxing days and nights amidst this scenic landscape. The fully equipped conference room provides an ideal setting for successful meetings and small conferences. A 24-h guarded parking place is available for free.Location De******ion: Sarajevo Airport: 10 minutesNational Park (Source of the Bosnia river): 2 minutesAVAZ Business Center: 8 minutesOlympic Mountains Igman, Bjelasnica, Jahorina: 30 minutesRooms: Single Room - Double Room - Double Room + Extra Bed - Double Room + 2 Extra Beds -Dining: The stylish restaurant on the ground floor offers savoury dishes.Check-in: 24/24Check-out: 15:00Cancellation Policy: Cancellation Policy: If cancelled up to 18:00 on the date of arrival, no fee will be charged.If cancelled later or in case of no-show, the first night will be charged.Children and Extra Bed Policy: All children are welcome.All children under 10 years stay free of charge when using existing bedding.All children under 2 years stay free of charge for cots.All older children or adults are charged EUR 15.00 per night and person for extra beds.Maximum capacity of extra beds in a room is 4.Maximum capacity of babycots in a room is 2.Deposit Policy: No deposit will be charged.VAT and city/tourist taxes: VAT is included.Service charge is included.City/tourist tax is included.Internet: Wireless internet is available in the hotel rooms and costs EUR 1.00 per hour.Meal Plan: Buffet breakfast is included in the room rate.Breakfast is not included and costs EUR 1.00 per person.Parking: Free Private parking is possible on site.Pets: Pets are allowed. No extra charges.The hotel reserves the right to pre-authorise credit cards prior to arrival.Facilities: Parking (fee required), Restaurant, Pets Allowed, 24-Hour Front Desk, Non-Smoking Rooms, Free Parking, Safety Deposit Box, Soundproofed Rooms, HeatingServices: Room Service, Airport Shuttle, Breakfast in the Room, Internet Services, Shoe Shine, Fax/Photocopying, Wi-Fi/Wireless LANSarajevo is good city. :)Bosnia,Ottoman,Turkey

yabancı ülkeleri tanıyalım






Paris (pronounced /paʁi/ in French; /ˈpaɹɪs/ in English) is the capital city of France. It is situated on the River Seine, in northern France, at the heart of the Île-de-France region (aka "Paris Region"; in French: Région Parisienne or RP). The City of Paris has an estimated population of 2,167,994 within its administrative limits (January 2006).[2] The Paris unité urbaine (or urban area) extends well beyond the administrative city limits and has an estimated population of 9.93 million (in 2005),[3] while the Paris aire urbaine (or metropolitan area) has a population of nearly 12 million[4] and is one of the most populated metropolitan areas in Europe.[5]An important settlement for more than two millennia, Paris is today one of the world's leading business and cultural centres, and its influence in politics, education, entertainment, media, fashion, science and the arts all contribute to its status as one of the world's major global cities.[6] The Paris Region (Île-de-France) is France's foremost centre of economic activity. With €500.8 billion (US$628.9 billion), it produced more than a quarter of the gross domestic product (GDP) of France in 2006.[7] The Paris Region hosts 36 of the Fortune Global 500 companies[8] in several business districts, notably La Défense, the largest purpose-built business district in Europe.[9] Paris also hosts many international organizations such as UNESCO, the OECD, the ICC and the informal Paris Club.Paris is the most popular tourist destination in the world, with over 30 million foreign visitors per year.[10] There are numerous iconic landmarks among its many attractions, along with world famous institutions and popular parks.Contents[hide]1



İguaçu (Iguazú) Şelaleleri

Iguazú Şelalelerinin'de Şeytan Gırtlağı 'nın havadan görünümü, Solda Arjantin, sağda Brezilya Iguaçu,(portekizce yazıldığı gibi, ispanyolca Iguazú) 1.320 km uzunluğunda Güney Amerika'da bir nehir. İsmi Yguazu kelimesinden (Guarani dilinde Büyük su) gelir.
İki farklı nehrin (Irai ve Atuba) Curitiba şehri yakınlarında birleşmesinden oluşur. Parana nehrine dökülmeden önceki son kilometrelerinde Arjantin(Misiones eyaleti) ile Brezilya (Parana eyaleti) arasında sınır oluşturur.
Parana Nehri'ne döküldüğü yerin yakınlarında, Brezilya tarafında Foz do Iguaçu, Arjantin tarafında ise Puerto Iguazu şehirleri bulunur.İki şehir de nehri geçen bir köprü ile birbirlerine bağlıdır.
Iguaçu'nun en ünlü özelliği, nehrin döküldüğü yerin birkaç kilometre öncesindeki şelaleleridir. Şelaleler de aynı şekilde tam sınırda bulunur. Büyük kısmı, görkemli "Şeytan Gırtlağı" 'na geçiş imkanının da bulunduğu Arjantin kısmındadır. Ama insan, şelalelerin etkisini Brezilya tarafından daha iyi hisseder.Toplam genişliği 2700 m olan Igaçu Şelaleleri'nde, ortalama 1.700 m³/s, uzun yağışlardan sonra ise 7.000 m³/s su, iki basamak halinde 75 metreden dökülür.
Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir. Eleanor Roosevelt bu nefes kesici doğa mucizesine baktığında, ağzından şu iki kelime dökülmüş: "Poor Niagara" (zavallı Niagara)
Her iki tarafı da kapsayan milli park 1984 yılında UNESCO tarafından "Dünya mirası" listesine alınmıştır.Turizm sebebi ile lokal anlamda çok önemli bir ekonomik rol oynar.



İguaçu Şelalesi




Kayıp Kıta Atlantis Nerede?

Kayıp Kıta Atlantis Nerede? Araştırmacılar, arkeologlar, jeologlar ve antropologlar ne derse desin, ‘Atlantis’ bir efsane olarak binlerce yıldır, hep gündemde!… Sanırız ki, yayınlarımızın sürdüğü zaman aralığı içinde, Kayıp Kıta Atlantis’in gerçek sırlarına ulaşılamadıkça bu tip haberlerle sık sık karşılaşacağız ve bir bilgi sitesi olan Astro set'te yayınlamaya devam edeceğiz… Daha önce de belirttiğimiz gibi, kayıp kıta yalnız Atlantis değil!. Mu ve Lemurya da gündemde… Gündemde her zaman Atlantis’le ilgili haberler vardır ve bu haberlere meta açıdan değişik bir gözle bakacak olursak şöyle görebilir miyiz ki; önemli olan sadece bu batık ve kayıp kıtaların yeryüzüne çıkışı değildir. Bu tip sansasyonel olayların gündeme gelişindeki asıl amaç, ‘Mu-Lemurya ve Atlantis Bilgeliğinin’ yeryüzüne tekrar çıkışının gizli müjdesini vermek neden olmasın? …Binlerce yıl önceki, saf, arınmış ve ilk aktığı günlerin tazeliğini taşıyan derin bir bilgelik yeryüzüne çıkmaya hazırlanıyor olabilir… Platon, Atlantis’le ilgili ilk yazdığı eseri ‘Timea’ ve M.Ö. 345 yılında yazdığı ‘Kritias’ adlı eserinde kaynak olarak M.Ö.7 yy’da yaşayan ünlü politikacı, filozof ve tarihçi Solon’u gösterdi. Solon kayıtlara göre M.Ö 590 yılında Mısır’a giderek Mısırlı rahiplerden tradisyonel (geleneklerin aktardığı) bilgiler edindi. Bu bilgiler, Atlantis’de yaşamı ve Mısır uygarlığının kökeninin Mu ve Atlantis’e uzandığını anlatıyordu. Solon’a göre onun doğumundan 9 bin yıl önce çok güçlü bir medeniyet vardı. Sırrı çözülemeyen Atlantis EfsanesiTanınmış Yunan gezgin ve tarihçi Herodot, bu günkü Sahra’da yaşamış olan garip bir halktan söz eder ve onların Atlantisli olduğunu söyler. Bu efsanevi ülke zaman zaman yerküremizin, birbirleriyle hiç ilgisi olmayan noktalarına yerleştirilmeye çalışılmıştır. Yunanlı tarihçi gibi günümüz romancılarından Pierre Benoit gibi yazar araştırmacılar, bu ülkenin, Sahra’nın Fas Atlaslarına yakın bölümünde bulunduğunu iddia etmişlerdir. O zamanlardaki Sahra bu günkü gibi çöl değil, aksine yemyeşil ve bereketli bir yerdi. Bu ülke insanlarının torunları tuaregler olmalıdır, zira mavi derileriyle meşhur bu insanların kökenleri saptanamamıştır.Diğer bazılarına göre de Atlantis, Baltık Denizinde veya İzlanda ile Grönland arasında yer almaktadır. Bazen ise Kafkasya’da bulunduğu iddia edilmektedir.Bütün bu tezler içinde en çok rağbet göreni ise Atlantik Okyanusu’nun ortasında yer aldığıyla ilgili olanı. Bu tezden ilk söz eden Platon (Eflatun) olmuştur. Platon, Atlantis’le ilgili ‘Timea’ adlı eserinde bu konuyu çok detaylı ele almıştır. Ama bu tradisyona birbiri ile ilgisi olmayan pek çok uygarlıkta da rastlanmaktadır. Öne sürülen ifadelerin çoğunun birleştiği nokta, bu uygarlığın çok yüksek bir evrim seviyesine erişmiş olduğu. Tip olarak siyah saçlı ve çıkık elmacık kemikli olan Atlantisliler, maddeye hakim olacak güçte sihirli bilgiye sahiptiler. İnanılmaz derecede yüksek bir teknolojileri vardı, başkentleri olan Poseidon ’da altın tapınakları vardı. Tunçtan yapılmış geniş bir sur ile çevriliydi ve bolluk, bereket içindeydiler. Atlantis’in yok oluşuna, işte bu ileri teknoloji ve o doymak bilmez iktidar hırsı neden oldu. Atlantisliler, dikkatsiz davranarak, “negatif güçleri” uyandırdılar ve kim bilir, belki de atomik bir bir tufan sonucunda dalgalar arasında yok olup gittiler. Atlantis, üzerinde yaşayan halk ile birlikte bir gün ve bir gece içinde volkan ateşleri, yer sarsıntıları ve her şeyin yutan suların arasında kayboldular…Atlantik ’de yer alan bu günkü Azor ve Kanarya adaları, her halde Atlantis’in sular üzerinde kalmış olan izleridir ve Tenerif adasındaki Teide Tepesi de Atlantis ’lilerin büyük kutsal dağının en yüksek tepesi olmalıdır.Kayboluşundan 10000-12000 yıl sonra Atlantik Okyanusunda bu efsanevi ülkeye ait kalıntılar bulunmuştur: Aniden okyanusun içinden fışkırmış olan volkanik adalar, Bahama adalarındaki Bimini ’de görülenlere benzer taş döşeli devasa bloklar gibi. Bilmediğimiz efsanevi bilgilerin anahtarına sahip olan bu esrarengiz uygarlık konusunda, ezoterizm, gizemcilik ve okültizmle ilgilenenler, kulakları kirişte yeni haberleri beklemekteler…Meraklı araştırmacıların kulaklarına kar suyu kaçtı mı? Bilmiyoruz ama şimdi de Atlantis’in kalıntılarının İspanya’nın güneyinde olduğu iddia ediliyor. Belki de hepsinde doğruluk payı var. Bir kıta mı yoksa tüm gezegen mi değişime uğradı henüz tam olarak bilemiyoruz ki?Tek bir kıta değilse elbette pek çok yerde kalıntılara rastlamak mümkün. Bu kalıntıların birinden gerçek tarihi belgelere ve kanıtlara ulaşıncaya kadar beklemek zorundayız.
Sorular yanıt arıyor… Atlantis efsanesi gerçek mi? Araştırmalar devam ediyor… Ünlü Kahin Edgar Cayce ise, ‘Tufan Öncesi Atlantis’ ve İnsanın Kaderi (RM-Yayınları) adlı eserlerinde, Batık Atlantis Kıtası’nın tekrar yeryüzüne çıkacağını, ‘Okumak’ adını verdiği kayıtlardan öğrendiğini belirtmişti. İkinci Dünya Savaşı, A.B.D.’deki ırk mücadelesi, Vietnam Savaşı, Kennedy’nin öldürülmesi ve binlerce kişiyle ilgili kehanetleri hep doğru çıkan Cayce, okumalarına göre; Los Angeles, San Fransisco ve New York’un tamamına yakının yerle bir olacağını, Japonya’nın büyük bir kısmının sulara gömüleceğini, jeolojik hareketlerin Kuzey Avrupa’nın şeklini değiştireceğini, Sovyetlerde komünizmin son bulacağını, Amerika ile yeni bir ittifaka gideceklerini ve Batık Atlantis Kıtası’nın tekrar su yüzüne çıkacağını gördüğünü söyledi. Gerçekleşir mi?Edgar Cayce’nin ikinci bir adı da ‘Uyuyan Kahindir’. Nostradamus’tan sonra dünyanın ikinci büyük kahini olduğu iddia ediliyor. Gerçekleşen olaylar var ama tedbir açısından şimdiden bir şey söylemek pek mümkün değil… En azından böyle bir yeteneğe duyulan saygı adına… Yaşayıp görmek gerek… Cayce’ye göre Atlantis Efsanesi şöyle: Atlantisliler İ.Ö. 10500 yılından da önce Mısır’a göçtüler ve Atlantis’in 40 bin yıllık kayıtlarını da aldılar. Platon’a göre ise, adlarına Naakaller denilen Mısırlı rahipler Solon’a Atlantis'in gerçek öyküsünü anlattılar. Cayce, bu kayıtların, Sfenks’in yakınlarında, henüz keşfedilmemiş ve tamamen toprağın içindeki bir piramidin Kayıtlar Salonunda bulunacağını söyledi. (Cayce’nin okumalarını gerçekleştirdiği 1923-1944 yılları arasındaki 20 yıllık aktif dönem sürecinde, Atlantis ile ilgili geniş bir bilgi birikimi elde edilmiş ve bu bilgiler, Cayce’nin Virginia Beach’de kurmuş olduğu Araştırma ve Aydınlanma Cemiyeti (A.R.E) tarafından arşivlendi.) alıntıdır